Karanlık fantezi evrenlerinin kralı geri döndü, hem de bu sefer yanına daha önce hiç görmediğimiz karanlık bir müttefiki alarak… Diablo II: Resurrected – Infernal Edition, aksiyon rol yapma oyunları tarihinin en önemli yapıtlarından birini modern çağın en cüretkar eklentisiyle birleştiriyor. Eğer bu türle yeni tanışıyorsanız, ARPG dediğimiz şey temelinde izometrik bir kamera açısıyla yönettiğiniz kahramanınızın, sonsuz cehennem ordularını biçerek daha güçlü eşyalar düşürmeye çalıştığı, bağımlılık yapıcı bir güç döngüsüdür. Diablo II ise bu türün kutsal kitabıdır; bugün oynadığınız Path of Exile veya Grim Dawn gibi oyunların hepsi, varlıklarını bu yapıma borçludur.

Oyunun temel mantığı, “öldür, topla, güçlen” döngüsü üzerine kuruludur ancak Diablo II bunu rakiplerinden çok daha atmosferik ve “tok” bir vuruş hissiyle yapar. Bir zindana girdiğinizde, karanlığın içinden üzerinize koşan iblisleri tek bir büyüyle yok etmenin hazzı, yere düşen o altın renkli eşyanın çıkardığı metalik sesle birleşince ortaya çıkan dopamin etkisi tarifsizdir. Haritalar rastgele oluşturulur, düşmanlar acımasızdır ve karakter gelişiminizde verdiğiniz her puan, karakterinizin kaderini geri dönülemez şekilde değiştirir. Bu, elinizden tutan modern oyunlardan değil; sizi karanlığın ortasına bırakıp hayatta kalmanızı bekleyen gaddar bir tecrübedir.

Blizzard Entertainment, 2021 yılında Diablo II: Resurrected ile görsel bir mucizeye imza atmış, klasik oyunu 4K çözünürlükle ve modern ışıklandırmalarla diriltmişti. 2026 yılında karşımıza çıkan Diablo II: Resurrected – Infernal Edition ise sadece bir görsel cila değil, oyunun 25 yıllık tarihinde yapılan en radikal değişikliği barındırıyor. Bu sürüm, orijinal oyunun ve efsanevi Lord of Destruction isimli genişleme paketinin yanı sıra, tamamen yeni olan Reign of the Warlock paketini de içeriyor. Yıllardır “acaba gelir mi?” diye fısıldanan o teoriler gerçek oldu; Sanctuary kapıları bu kez Kara Büyücü (Warlock) için açıldı ve kendisi bir ek paket olarak sunuldu.

Paketin kalbinde yer alan Reign of the Warlock, oyuna sadece yeni bir sınıf eklemekle kalmıyor, aynı zamanda oyunun sonu (endgame) dediğimiz o bitmek bilmez mücadeleyi de çeşitlendiriyor. Diablo II: Resurrected – Infernal Edition hakkındaki bu yazım boyunca en çok üzerinde duracağım nokta, geliştirici ekibin bu kadar köklü ve fanatik bir hayran kitlesine sahip olan bir oyuna, tamamen yeni bir sınıfı nasıl bu kadar dengeli bir şekilde entegre edebildiği olacak. Warlock, sanki 2000 yılından beri oradaymış ama biz kilitli karakter ekranında onu görememişiz gibi hissettiriyor.

Gelelim meşhur Kara Büyücü, yani Warlock sınıfına. Bu sınıf, ne Necromancer’ın ölü ordusuna benziyor ne de Sorceress’ın elementel yıkımına; Warlock, yasaklı bilgilerin vücut bulmuş hali. Hikayesel olarak Vizjerei büyücülerinin karanlık mirasını devralan bu sınıf, iblisleri sadece yok etmekle kalmıyor, onları kendi iradesine bağlayarak köleleştiriyor. Oynanış sırasında karakterin duruşundan büyüleri savuruşuna kadar her animasyon, bu karakterin tehlikeli bir çizgide yürüdüğünü, gücünü bizzat savaştığı Cehennem’den aldığını hissettiriyor.

Warlock’un yetenek ağacı üç ana disipline ayrılıyor: Chaos, Eldritch ve Demon. Özellikle de “Eldritch” ağacı, Diablo II: Resurrected deneyimini diğer sınıflardan tamamen ayırıyor. Bu disiplin, silahları telekinezi ile kontrol etmenize olanak tanıyor. Evet, yanlış duymadınız; Warlock pasif bir yetenek sayesinde iki elli devasa bir baltayı veya asayı sadece zihin gücüyle havada süzülerek kullanabiliyor, bu da diğer elinizin boşta kalmasını sağlıyor. Bu mekanik, yıllardır ezberlediğimiz “hangi silah hangi kalkanla kullanılır” matematiğini çöpe atıp, yepyeni teorilerin önünü açıyor.

Demon yetenek ağacı ise, düşmanlarınızı size karşı savaşmaya zorlayan bir yapı sunuyor. Necromancer iskelet çağırırken, Warlock sahada gördüğünüz bir iblisi Bağlama yeteneği ile kalıcı olmayan bir müttefike dönüştürüyor. Karşınıza çıkan güçlü bir Elite canavarı bir anda kendi safınıza çekip, onun aurasından faydalanmak savaşın gidişatını saniyeler içinde değiştiriyor. Bu mekanik, özellikle kalabalık zindanlarda kaotik ama bir o kadar da taktiksel bir oynanış sunuyor.

Görsel açıdan bakıldığında, yeni Warlock yeteneklerinin efektleri, Resurrected motorunun tüm nimetlerinden faydalanıyor. “Abyss” yeteneğini kullandığınızda ekranın gerçekliğinin yırtılıp, mor ve siyah tonlarında bir hiçliğin düşmanları yutmasını izlemek büyüleyici. Ancak burada küçük bir uyarı yapmak zorundayım; orijinal oyunun hayranları için sunulan “G tuşuna basıp eski grafiklere dönme” özelliği, Warlock sınıfı ile oynarken doğal olarak devre dışı kalıyor; bu sınıfın 2000 yılına ait orijinal bir sprite (2D çizim) karşılığı yok. Kendisi tamamen ama tamamen yeni.

Oyunun teknik performansı, PlayStation 5 Pro konsolumda kusursuz bir çizgide ilerliyor. Testlerim sırasında, özellikle büyü efektlerinin yoğun olduğu anlarda bile kare hızında bir düşüş yaşamadım. Diablo II: Resurrected – Infernal Edition, optimizasyon konusunda dersine iyi çalışmış. Yükleme süreleri, özellikle yeni nesil SSD’ler ile neredeyse hissedilmiyor; bir Waypoint’ten diğerine geçerken bekleme süresi yok denecek kadar az, bu da oyunun akıcılığını koruyor.

Bu sürümle gelen en büyük yaşam kalitesi güncellemesi ise şüphesiz Loot Filter. Yıllardır oyuncuların üçüncü parti modlarla çözmeye çalıştığı bu sorun, artık oyunun içine resmi olarak entegre edilmiş durumda. Yere düşen binlerce gereksiz eşya arasında kaybolmak yerine, sadece sizin belirlediğiniz kriterlere uyan eşyaların isimlerini görüyorsunuz. Bu özellik, ekran kirliliğini azalttığı gibi, değerli bir rünü gözden kaçırma korkusunu da tamamen ortadan kaldırıyor.

Bir diğer devrimsel yenilik ise Chronicle sistemi. Bu sistem, Holy Grail olarak bilinen, oyundaki tüm eşyaları toplama hedefini seven oyuncular için getirilmiş bir takip ekranı. Hesabınızdaki tüm karakterlerin bulduğu eşyalar ortak bir kütüphanede işaretleniyor. Ayrıca yeni eklenen para birimi ve materyal sekmeleri sayesinde, envanter yönetimi Tetris oynamaktan çıkıp, keyifli bir koleksiyonculuğa dönüşüyor Diablo II: Resurrected içerisinde.

Oyun sonu içeriklerine değinmek gerekirse; Terror Zone mekaniği daha da geliştirilmiş. Artık düşen özel tüketilebilir eşyalarla, hangi bölgenin “Terrorized” olacağını siz seçebiliyorsunuz. Bu, oyuncuya kontrolü geri veren harika bir hamle. Ayrıca “Colossal Ancients” adında yeni bir patron savaşı eklenmiş ki, bu savaş şimdiye kadar gördüğüm en zorlu mekaniklere sahip. Ekibinizle koordineli çalışmazsanız, saniyeler içinde yok olmanız işten bile değil.

Ses tasarımı konusunda Blizzard Entertainment yine ustalığını konuşturmuş. Warlock’un büyülerini fısıldarken duyduğunuz o ürpertici ses tonu, arka planda çalan Matt Uelmen’in ikonik gitarlarıyla birleşince tüyleriniz diken diken oluyor. Şehirde dururken duyduğunuz çevresel sesler, yağmurun sesi, uzaktan gelen çığlıklar; hepsi sizi Sanctuary’nin dünyasına hapsetmek için tasarlanmış. Özellikle yüksek kaliteli bir kulaklıkla oynarken atmosferin ağırlığını omuzlarınızda hissediyorsunuz.

Elbette her şey toz pembe değil. Diablo II: Resurrected – Infernal Edition, fiyat etiketiyle bazı oyuncuları üzebilir. Eski bir oyunun üzerine gelen bu yeni paketin fiyatlandırması, tam oyun fiyatına yakın seyrediyor. Ayrıca Warlock sınıfının PvP dengeleri henüz tam oturmamış gibi duruyor; özellikle “Chaos” ağacındaki bazı yetenekler, düellolarda karşı tarafa tepki verme şansı tanımayacak kadar güçlü. Muhtemelen gelecek yamalarla bu durum düzeltilecektir ama şu an için Warlock, Diablo II: Resurrected içerisindeki arenanın korkulu rüyası.

Genel tabloya baktığımda, bu paketin sadece nostaljiye sığınan basit bir ticari hamle olmadığını, aksine risk alan cesur bir yapım olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Fiyat etiketi bir eklenti paketi için ilk bakışta yüksek görünebilir ancak Warlock sınıfının derinliği ve açtığı sayısız yeni dizilim ihtimali, oyuna yüzlerce saatlik taze bir ömür katıyor. Geliştirici ekibin, oyunun o sert, gotik ve affetmeyen ruhunu hiç bozmadan, üzerine bu kadar modern ve radikal bir katman ekleyebilmesi takdire şayan; bu sürüm bana göre seri için atılmış sağlam adımlardan biri.

Sonuç olarak, Diablo II: Resurrected – Infernal Edition, hem nostalji arayan gaziler için hem de bu efsaneyi ilk kez tecrübe edecekler için muazzam bir paket. Warlock sınıfı, oyunu baştan sona tekrar bitirmek için geçerli ve heyecan verici bir sebep sunuyor. Eğer karanlığa tekrar dalmak, iblislerin korkulu rüyası olmak ve o eşsiz eşya düşürme hazzını yaşamak istiyorsanız, bu sürüm kütüphanenizde mutlaka yer almalı. Diablo II: Resurrected – Infernal Edition ile Sanctuary sizi çağırıyor ve bu kez, karanlığı kendi silahıyla vurma şansınız var.

Diablo II: Resurrected – Infernal Edition

9

Artılar

  • Warlock, özellikle Eldritch ağacındaki telekinezi ile silah kullanma mekaniği, oynanışa daha önce görülmemiş bir derinlik katıyor.
  • Loot Filter ve tüm karakterlerin ortak kullandığı Chronicle, envanter yönetimini kaostan kurtarıp keyfe dönüştürmüş
  • Yeni büyü efektleri oyun motorunun sınırlarını zorluyor; ses tasarımı ise atmosferi iliklerinize kadar hissettiriyor.
  • Kontrol edilebilir Terror Zone mekaniği ve zorlayıcı Colossal Ancients savaşı, oyunu bitirdikten sonra bile yapılacak çok şey sunuyor.
  • Yoğun efektlerin olduğu kaotik anlarda bile oyunun performansı ve kare hızı istikrarlı kalıyor.

Eksiler

  • Warlock şu an için düellolarda baş edilemez derecede güçlü ve acil bir denge yamasına ihtiyaç duyuyor.
  • Bir ek paket olmasına rağmen talep edilen ücret, sunduğu içerik kalitesine rağmen bütçeleri zorlayabilir.