Europa Universalis V nihayet aramızda ve Paradox Interactive ekibinin yıllardır üzerinde çalıştığı Project Caesar kod adlı bu devasa yapım, strateji türünün sınırlarını yeniden belirliyor. Yıllarca süren bekleyişin ardından karşımıza çıkan bu oyun, sadece bir harita boyama oyunu değil, aynı zamanda nefes alan, yaşayan ve oyuncunun her kararına tepki veren canlı bir tarih simülasyonu. Serinin önceki oyunlarında gördüğümüz soyut kavramların yerini, artık elle tutulur, gözle görülür somut mekanikler almış durumda ve şimdi de incelemek için benim elimde.

Oyunun temel amacı yine bildiğimiz gibi: Bir ulusu veya bu oyundaki tabiriyle bir toplumu seçip, yüzyıllar boyunca hayatta tutmak, büyütmek ve rakiplerine üstünlük kurmak. Ancak Europa Universalis V, seriyi 1444 olan başlangıç tarihinden 1337 yılına, yani Yüz Yıl Savaşları’nın hemen öncesine ve Kara Veba’nın şafağına çekerek çok daha kaotik bir dönem sunuyor. Bu yeni başlangıç tarihi, oyunculara feodalizmin zirvesini ve sonrasındaki sancılı dönüşüm süreçlerini bizzat yönetme şansı tanıyor ve aynı zamanda deneyimi taze tutuyor bence.

Oyunun haritası, bugüne kadar bir strateji oyununda gördüğüm en detaylı ve en granüler yapıya sahip. Artık sadece bölgeler (provinces) yok; her bölge kendi içinde lokasyonlara ayrılmış durumda ve bu da stratejik derinliği inanılmaz bir seviyeye taşıyor. Ordularınızı hareket ettirirken veya bir kale kuşatırken, coğrafyanın ve arazi koşullarının etkisini önceki oyunlara kıyasla Europa Universalis V içerisinde çok ama çok daha sert bir şekilde hissediyorsunuz.

Europa Universalis V oyununun kalbinde, Victoria serisinden aşina olduğumuz ancak burada çok daha merkeze oturtulan popülasyon (Pops) sistemi yatıyor. Ülkenizdeki insanlar artık sadece vergi ve insan gücü sağlayan soyut sayılar değil; her biri bir kültüre, dine ve sosyal sınıfa (soylular, din adamları, tüccarlar, köylüler) ait bireylerden oluşuyor. Savaşta kaybettiğiniz her asker, tarlada çalışamayan bir köylü demek ve bu durum ekonominizi doğrudan etkiliyor.

Sosyal sınıflardan bahsetmişken, Zümreler (Estates) mekaniği Europa Universalis V oyununun yönetim şemasını bence tamamen değiştirmiş. Artık oyuncu olarak siz tacı temsil ediyorsunuz ve diğer zümrelerle (Soylular, Ruhban Sınıfı vb.) sürekli bir güç mücadelesi veya pazarlık içindesiniz. Eğer soyluları çok güçlendirirseniz, ordunuzu onlar kontrol etmeye başlıyor; tüccarları küstürürseniz ticaret gelirleriniz bıçak gibi kesiliyor.

Ekonomi sistemi, Europa Universalis IV içerisindeki Monarch Points tabanlı geliştirmelerden uzaklaşarak, üretim ve tüketime dayalı dinamik bir yapıya evrilmiş. Artık binaları puan harcayarak basmıyorsunuz; o binayı inşa etmek için keresteye, taşa ve iş gücüne ihtiyacınız var. Bu kaynakların yokluğu, en güçlü imparatorlukların bile genişlemesini durdurabiliyor ve Europa Universalis V içerisinde oyuncuyu ticaret yapmaya mecbur bırakıyor.

Ticaret demişken, Europa Universalis V içerisindeki pazar mekaniği de statik ticaret düğümlerinden kurtulup dinamik Pazar Merkezlerine dönüşmüş. Eğer Londra’daki pazar yeterince mal çekemiyorsa, ticaretin akışı doğal olarak daha cazip bir merkeze, örneğin, Bruges’e veya Paris’e kayabiliyor. Bu durum, Europa Universalis V içerisinde oyuncuların sadece askeri fetihlerle değil, ekonomik manipülasyonlarla da rakiplerini çökertmesine olanak tanıyor.

Yönetim kapasitesi ve Kontrol mekaniği, haritayı tek bir renge boyamayı seven oyuncular için en büyük engel ve aynı zamanda en gerçekçi zorluk. Başkentinize yakın olan toprakları %100 kontrol edebilirken, uzak diyarlardaki hakimiyetiniz mesafe arttıkça düşüyor. Bu da demek oluyor ki, fethettiğiniz uzak bir toprağın vergisini toplamak veya oradan asker devşirmek, oraya bir bürokrasi ağı kurana kadar neredeyse imkansız.

Uluslararası organizasyonlar ve diplomasi de çağ atlamış; Kutsal Roma İmparatorluğu (HRE) veya Katolik Kilisesi gibi yapılar artık çok daha etkileşimli Kurumlar olarak karşımıza çıkıyor. Papalık ile aranızı iyi tutmak sadece bir ilişki puanı meselesi değil; aforoz edilmek veya haçlı seferine çağrılmak, tüm popülasyonunuzun mutluluğunu ve Kontrol seviyenizi altüst edebiliyor.

Savaş sistemi, özellikle oyunun erken dönemlerinde Zorunlu Askerlik sistemi üzerine kurulu ve bu, oyunun temposunu belirleyen en önemli faktörlerden biri. Savaşa çağırdığınız ordular profesyonel askerler değil, tarlasını bırakıp gelmiş köylüleriniz. Bu yüzden uzun süren savaşlar, düşman sizi yenmese bile ülkenizin açlıktan kırılmasına ve ekonominizin çökmesine neden olabiliyor.

Teknoloji ağacı ve Çağlar sistemi, teknolojinin dünyada aniden belirmesi yerine yavaş yavaş yayılmasını simüle ediyor. Rönesans veya Barut Çağı gibi dönüm noktaları, kurumların yayılmasıyla açılıyor ve eğer komşularınızdan geri kalırsanız, askeri olarak ezilmeniz kaçınılmaz hale geliyor. Bu yavaş ilerleyiş, oyunun 500 yıllık sürecini daha sindirilebilir kılıyor.

Europa Universalis V oyununun görsel tarafında, 3D harita ve birim modellemeleri Crusader Kings III ile yarışır düzeyde ve oldukça estetik duruyor. Harita üzerindeki mevsim geçişleri, kışın orduların yaşadığı ikmal sorunlarını görsel olarak da destekliyor; karlı dağlarda veya kurak çöllerde ilerlemek artık sadece bir sayısal ceza değil, görsel bir uyarı niteliğinde.

Europa Universalis V ile sunulan kullanıcı arayüzü (UI) konusunda ise hislerim biraz karışık; oyun o kadar çok veri sunuyor ki, bazen ekranın tamamı tablolar ve grafiklerle kaplanabiliyor. Paradox Interactive, “nested tooltips” (iç içe geçen ipuçları) sistemini burada da kullanmış, bu sayede bir terimin ne anlama geldiğini öğrenmek için üzerine gelmeniz yetiyor, ancak yeni başlayanlar için bu bilgi yoğunluğu kesinlikle korkutucu olabilir.

Performans, Paradox Interactive şirketinin oyunlarının kronik sorunu olarak bilinir ve Europa Universalis V içerisinde de özellikle oyunun son yüzyılına girdiğinizde yavaşlamalar hissediliyor. Binlerce lokasyonun, milyonlarca popülasyonun ve dinamik pazar hareketlerinin hesaplanması, en güçlü işlemcileri bile zorluyor; ancak oyunun çıkış versiyonu için kabul edilebilir bir optimizasyon seviyesinde olduğunu söyleyebilirim.

Europa Universalis V içerisindeki yapay zeka ise diplomasi masasında eskisinden daha tutarlı davranıyor ve güç dengesi kavramını iyi analiz ediyor. Sizi çok güçlendiğinizde çevrelemek için koalisyonlar kurmaktan çekinmiyorlar, ancak savaş alanında hala bazen intihar sayılabilecek hareketler yapıp ordularını gereksiz yere kırdırabiliyorlar.

Oyunun öğrenme eğrisi ise maalesef bir uçurum gibi; Europa Universalis IV oyununun gazileri bile bence yeni sistemlere alışmakta zorlanacaktır. Özellikle ticaretin nasıl aktığı veya bir bölgedeki kontrolün neden düştüğü gibi konuları anlamak için deneme-yanılma yöntemine veya topluluk rehberlerine sıkça başvurmanız gerekecek.

Müzikler ve ses tasarımı, dönemin atmosferini yansıtmakta yine şahane bir iş çıkarıyor; özellikle savaş sırasında veya barış zamanında değişen dinamik müzikler ruh halinizi belirliyor. Top sesleri, kılıç şakırtıları ve şehirlerin üzerine tıkladığınızda gelen ambiyans sesleri, yaşayan bir dünyada olduğunuz hissini güçlendiriyor Europa Universalis V içerisinde.

İçerik çeşitliliği ve ülkelere özel içerik açısından Europa Universalis V oyununun çıkış sürümü bile oldukça zengin. İngiltere ile Fransa arasındaki Yüz Yıl Savaşları, Bizans’ın hayatta kalma mücadelesi veya Timur’un yükselişi gibi senaryolar, her ülkenin oynanışını birbirinden tamamen farklı hissettiriyor ve oyuna yüzlerce, hatta binlerce saatlik bir değer katıyor.

Hatalar ve cilalama konusunda ise, Europa Universalis V oyununun çıkışında bazı küçük hatalarla karşılaşmak mümkün, ancak oyunu kıran büyük sorunlara rastlamadım. Yine de Paradox Interactive şirketinin klasik ek paket ve güncelleme politikası düşünüldüğünde, oyunun önümüzdeki yıllarda çok daha rafine bir hale geleceği kesin.

Sonuç olarak Europa Universalis V, serinin hayranları için rüya gibi bir devam oyunu olmuş; derin, karmaşık ve ödüllendirici. Eğer dik bir öğrenme eğrisinden korkmuyor ve tarihin akışını en ince detayına kadar yönetmek istiyorsanız, Europa Universalis V şu anda piyasadaki en kapsamlı strateji deneyimini sunuyor ve sizin de kesinlikle deneyimlemeniz gerekiyor.

Europa Universalis V incelemesi
Europa Universalis V
Olumlu
Hükümdar Puanı sisteminin yerini alan, kaynak, üretim ve tüketime dayalı gerçekçi ekonomi modeli.
Ülkeyi sadece vergi veren rakamlar olmaktan çıkarıp; sınıfı, kültürü ve dini olan bireylere dönüştüren derin Popülasyon sistemi.
Statik ticaret düğümleri yerine, arz-talebe göre organik olarak yer değiştirebilen dinamik Pazar Merkezleri.
Haritanın lokasyon bazlı granüler yapısı sayesinde coğrafya ve arazi koşullarının stratejiyi her zamankinden çok etkilemesi.
1337 olan başlangıç tarihi seçimiyle, feodalizmin çöküşü ve veba gibi krizlerin yönetildiği kaotik ve heyecanlı bir dönem sunması.
Olumsuz
İnanılmaz dik öğrenme eğrisi; serinin eski oyuncularını bile sudan çıkmış balığa çeviren karmaşıklık seviyesi.
Sunulan veri miktarının fazlalığı nedeniyle, özellikle yeni başlayanlar için ekranı boğucu hale getirebilen kullanıcı arayüzü.
Oyunun son yüzyılına girildiğinde, milyonlarca verinin hesaplanmasından kaynaklanan performans düşüşleri.
Yapay zeka diplomatik hamlelerde başarılı olsa da, savaş alanında ordularını bazen gereksiz yere tehlikeye atabiliyor.
8