Inazuma Eleven: Victory Road, Level-5 stüdyosunun uzun süredir beklenen ve geliştirme süreci yılan hikayesine dönen futbol ve RPG serisinin en yeni halkası olarak nihayet karşımıza çıkıyor. Spor oyunlarının dinamik yapısını Japon rol yapma oyunlarının stratejik derinliğiyle harmanlayan bu yapım, seriyi köklerine sadık kalarak modern platformlara taşıyor. Hem anlık refleksleri hem de uzun vadeli taktiksel düşünmeyi gerektiren yapısı sayesinde, oyun sadece futbol severlere değil, aynı zamanda hikaye örgüsü ve karakter gelişimi arayan oyunculara da hitap etmeyi başarıyor.

Oyunu ilk defa duyacak olanlar için özetlemek gerekirse, bu yapım EA Sports FC veya eFootball gibi geleneksel bir futbol simülasyonu değil. Sahada oyuncuları kontrol ederken zamanı yavaşlatabiliyor, ateş ve rüzgar gibi element tabanlı Hissatsu adı verilen özel yetenekler kullanıyor ve rakip defansı aşmak için büyü benzeri stratejik hamleler yapıyorsunuz. Captain Tsubasa serisinin abartılı ve heyecanlı estetiği ile Final Fantasy serisinin karakter geliştirme sistemlerinin birleşimi gibi düşünebilirsiniz. Amacınız sadece topu ağlara göndermek değil, sahada bir hikaye yazmak.

Oyunun hikaye modu olan Victory Road, serinin önceki oyunlarındaki neşeli ve çocuksu havadan sıyrılarak biraz daha karanlık ve olgun bir tona bürünmüş durumda. Futbolu çok sevmesine rağmen geçmişte yaşadığı travmalar nedeniyle sahaya çıkamayan menajer Unmei Sasanami’nin hikayesine tanıklık ediyoruz. Bu anlatım tercihi, Inazuma Eleven: Victory Road oyununu sadece maç yapmaktan ibaret olmaktan çıkarıp, duygusal bir derinliğe taşıyor. Karakterlerin motivasyonları, içsel çatışmaları ve takım olma yolunda yaşadıkları zorluklar, maçların kaderini belirleyen en önemli unsurlar haline geliyor ve bu benim oldukça ilgimi çekmeyi başarıyor.

Görsel açıdan incelendiğinde oyunun tam anlamıyla bir anime estetiği sunduğunu ve sanat tasarımının zirve yaptığını söyleyebilirim. Ünlü stüdyo MAPPA tarafından hazırlanan ara sahneler, oyun içi grafiklerle kusursuz bir şekilde bütünleşiyor ve geçişler neredeyse hissedilmiyor. Karakter modellemeleri, stadyum atmosferi ve özellikle özel hareketlerin animasyonları o kadar canlı tasarlanmış ki, kendinizi interaktif bir animasyon filminin yönetmeni koltuğunda hissediyorsunuz. Renk paleti ve saha tasarımları göz yormayan, oldukça stilize ve modern bir yapıya sahip.

Oynanış mekaniklerinde yapılan en büyük ve dikkat çekici yeniliklerden biri Focus adı verilen sistem. Bu mekanik, orta sahada gerçekleşen birebir mücadelelerde zamanı yavaşlatarak oyuncuya stratejik karar verme şansı tanıyor. Rakibinizin hamlesine göre sağa mı yoksa sola mı çalım atacağınıza, yoksa pas mı vereceğinize o kısa anda karar vermek maçın akışını tamamen değiştiriyor. Bu yeni mekanik, oyunun temposunu gereksiz yere düşürmeden taktiksel derinliği artırmayı başarmış ve maçlara satranç benzeri bir hava katmış bence.

Kontrol şeması konusunda geliştirici ekip oldukça esnek ve kullanıcı dostu bir yaklaşım benimsemiş. İster dokunmatik kontrolleri kullanarak serinin Nintendo DS dönemindeki köklerini yad edebilir, isterseniz de kontrolcü ile daha modern ve alışılagelmiş bir deneyim yaşayabilirsiniz. Inazuma Eleven: Victory Road, her iki kontrol şemasında da oldukça akıcı bir tepkisellik sunuyor. Ancak, pas ve şut mekaniklerinin hassasiyetinin kontrolcü ile oynarken başlangıçta biraz alışkanlık gerektirdiğini ve öğrenme eğrisinin dik olduğunu belirtmeliyim.

Oyunun Chronicle Mode isimli modu ise serinin sadık hayranları için adeta devasa bir hazine sandığı niteliğinde sunuluyor. Geçmiş oyunlardan tanıdığımız ve sevdiğimiz 4500’den fazla karakteri bu mod sayesinde takımımıza katabiliyor ve onlarla maçlara çıkabiliyoruz. Bu inanılmaz genişlikteki karakter havuzu, oyunculara neredeyse sınırsız sayıda takım kombinasyonu yapma imkanı tanıyor. Kendi rüya takımınızı kurmak, favori karakterlerinizi geliştirmek ve onları modern grafiklerle sahada görmek, oyunun tekrar oynanabilirliğini muazzam ölçüde artırıyor.

JRPG öğeleri, Inazuma Eleven: Victory Road içerisinde oldukça detaylı ve katmanlı bir şekilde işlenmiş. Oyuncuların yetenek ağaçlarını yönetmek, onlara uygun ekipmanlar bulmak ve element uyumlarını (ateş, rüzgar, dağ, orman) gözetmek hayati önem taşıyor. Sadece güçlü şutlar çekmek galibiyet için yetmiyor; rakip kalecinin ve defansın element zayıflığını analiz edip ona göre doğru bir kadro ile sahaya çıkmak zorundasınız. Bu stratejik zorunluluk, oyunu basit bir arcade futbol deneyiminden ayırarak derinlikli bir strateji oyununa dönüştürüyor.

Oyunun ses tasarımı ve müzikleri atmosferi tamamlayan ve heyecanı körükleyen en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Maç sırasındaki seyirci tezahüratları, özel hareketlerin patlayıcı ses efektleri ve dramatik anlarda devreye giren orkestral müzikler tansiyonu hep üst seviyede tutuyor. Özellikle de kritik anlarda, örneğin son dakikada atılan bir golde veya Zone mekaniği ile kurtarılan imkansız bir şutta, ses dizaynı oyuncunun adrenalin seviyesini başarıyla yükseltiyor ve maçı hissetmenizi sağlıyor. Bu, oyunu kesinlikle bir adım öteye taşıyor.

Çevrimiçi modlar ve rekabetçi yapı, kendini test etmek isteyen oyuncular için oldukça zorlu bir arena sunuyor. Victory Road Turnuvası gibi düzenli etkinlikler, dünya genelindeki diğer oyuncularla kozlarınızı paylaşmanızı ve takımınızın gücünü görmenizi sağlıyor. Sunucu istikrarı genel olarak tatmin edici olsa da, maçların en yoğun olduğu anlarda nadiren de olsa ufak tefek bağlantı sorunları yaşanabiliyor. Yine de rekabetçi yapı ve detaylı lig sistemi, sizi sürekli kendinizi geliştirmeye ve rakiplere karşı daha iyi taktikler üretmeye zorluyor.

Elbette her yapımda olduğu gibi bu oyunun da eleştirilecek bazı eksik noktaları mevcut. Özellikle seriye yeni başlayan oyuncular için öğretici kısımlar bazen yetersiz ve sistemin tüm derinliğini kavramak zaman alabiliyor. Ayrıca bazı yan görevlerin ve maçların kendini tekrar eden yapısı, uzun süreli oynanışlarda bir miktar monotonluk hissi yaratabilir. Grind yapmayı, yani karakter geliştirmek için sürekli maç yapmayı sevmeyen oyuncular için bu süreç biraz yorucu ve zahmetli gelebilir.

Inazuma Eleven: Victory Road, serinin yıllardır süren mirasını başarıyla taşıyan ve üzerine çok yerinde modern dokunuşlar ekleyen oldukça kaliteli bir yapım. Hem hikaye anlatımıyla oyuncuyla duygusal bir bağ kuruyor hem de derin oynanış mekanikleriyle tatmin edici ve eğlenceli bir futbol deneyimi sunuyor. Eğer strateji unsurlarını ve spor heyecanını bir arada yaşamayı seven bir oyuncuysanız, bu futbol macerasına kesinlikle bir şans vermelisiniz; pişman olmayacaksınız.

Inazuma Eleven: Victory Road

8

Artılar

  • Serinin önceki neşeli havasından sıyrılarak daha karanlık, duygusal ve karakter odaklı bir anlatım sunması.
  • MAPPA stüdyosu tarafından hazırlanan ara sahneler, canlı animasyonlar ve oyun içi grafiklerle kusursuz geçişler sağlayan anime estetiği.
  • Maç temposunu bozmadan zamanı yavaşlatarak oyuncuya taktiksel karar verme şansı tanıyan ve derinlik katan sistem.
  • Geçmiş oyunlardan gelen 4500’den fazla karakteri takıma katma imkanı ve yüksek tekrar oynanabilirlik potansiyeli.
  • Element uyumları, yetenek ağaçları ve ekipman yönetimi gibi JRPG mekaniklerinin futbolla başarılı harmanlanması.
  • Hem nostaljik dokunmatik kontrolleri hem de modern kontrolcü desteğini akıcı bir şekilde sunması.
  • Orkestral müzikler ve ses efektleriyle maçın tansiyonunu ve heyecanını sürekli yukarıda.

Eksiler

  • Özellikle kontrolcü ile oynarken pas ve şut hassasiyetine alışmak zaman alabiliyor.
  • Seriye yeni başlayan oyuncular için oyunun karmaşık sistemlerini anlatan kısımlar bazen yetersiz kalabiliyor.
  • Bazı yan görevler ve maçlar, uzun süreli oynanışlarda kendini tekrar hissi yaratabiliyor.
  • Karakterleri geliştirmek için sürekli maç yapma gerekliliği, bu tarzı sevmeyen oyuncular için yorucu olabilir.
  • Çevrimiçi maçların en yoğun anlarında nadiren de olsa ufak bağlantı aksaklıkları yaşanabilmesi.