Holdfast: Nations at War, tarihi savaşlara ilgi duyan oyuncular için klasik FPS formülünü bambaşka bir zaman dilimine taşıyan, Anvil Studios imzası taşıyan çevrimiç vei çok oyunculu bir savaş deneyimi sunuyor. Napolyon Savaşları dönemini temel alan oyun, modern silahlı çatışmalardan ziyade tüfeklerin 10 saniyede bir doldurulduğu, kılıçların konuşturulduğu ve gayda seslerinin yankılandığı bir savaş atmosferi yaratıyor. Bernard Cornwell’in Sharpe serisinden ilham alanların kendilerini evinde hissedeceği bu yapım, alışıldık FPS oyuncularını ters köşe yapacak kadar sıra dışı.
PC ardından şimdiki nesil konsollar için çıkan Holdfast: Nations at War oyununun merkezinde, 150 oyuncuya kadar desteklenen geniş çaplı savaş alanları yer alıyor. Savaşlar iki taraflı cephelerde gerçekleşiyor ve silahlar olarak modern otomatik tüfekler yerine misket tüfekleri, kılıçlar ve toplar kullanılıyor. Bu bile başlı başına oyuncular için yeni bir öğrenme eğrisi yaratıyor. Silahların yavaşlığı, isabetsizliği ve uzun dolum süreleri, oyuncuyu doğrudan bireysel becerilerden ziyade takım çalışmasına yönlendiriyor; hızlı reflekslerden çok sabır ve pozisyon alma bilgisi ön planda.
Oynanış, ilk başta yavaş ve zorlayıcı gibi görünse de kısa sürede alışkanlık kazanılıyor. Özellikle yakın dövüş sistemi Mount & Blade II: Bannerlord tarzında, dört farklı yön üzerinden saldırı ve savunmaya dayalı. Bu sistem oyuna taktiksel bir derinlik kazandırıyor. Ancak belirtmek gerekir ki, yakın dövüş zaman zaman kaotik ve kontrol edilmesi zor olabiliyor. Bu nedenle özellikle yeni oyuncular için iyi bir öğretici bölümün eksikliği ciddi bir handikap yaratıyor.
Holdfast: Nations at War, sadece cephe hattında savaşmak isteyenlere değil, aynı zamanda destekleyici roller oynamak isteyenlere de seçenekler sunuyor. Oyunda doktorlar, subaylar, hatta müzisyenler bile mevcut. Bir çatışmanın ortasında gayda çalan bir askerin ortamı nasıl değiştirdiğini görmek hem komik hem de atmosfer açısından ilginç. Bu çeşitlilik, oyunculara yalnızca nişan alıp ateş etmekten çok daha fazlasını yapma özgürlüğü veriyor. Farklı bir hava yaratıyor.

Holdfast: Nations at War, tek kişilik başarıdan ziyade grup koordinasyonunu ödüllendiren yapısıyla dikkat çekiyor. Bazı oyun modlarında, belirli bölgeleri ele geçirmek için üç kişilik gruplar gerekiyor; yani tek başına koşarak zafer kazanmak neredeyse imkânsız. Subay rolündeki oyuncuların küçük takımlar kurarak kamp kurma yeteneği, takım koordinasyonuna katkı sağlıyor. Bu sistem, savaşın organizasyonel boyutunu da eğlenceli hale getiriyor.
Farklı modlar ve görev çeşitliliği de oyunun güçlü yönlerinden biri. Kuşatma savaşlarından açık alan çatışmalarına kadar birçok farklı senaryo mevcut. Ayrıca oyuncular, İkinci Dünya Savaşı atmosferini yaşamak için WWI moduna da geçebiliyor. Ancak bu modda yeterli oyuncu bulunmaması sebebiyle boş sunucularla karşılaşmak mümkün. Üstelik bu modda Holdfast: Nations at War oyununun silah dengesi, Napolyon moduna kıyasla biraz daha sorunlu görünüyor.
Topluluk etkileşimi açısından Holdfast: Nations at War oldukça şaşırtıcı derecede sıcak bir ortam sunuyor. Oyuncular sadece takım içi iletişimle kalmayıp, maç sırasında şarkılar çalıyor, espriler yapıyor ve eğlenceli etkileşimler yaratıyorlar. Bir kuşatmada surları savunurken arka planda çalan garip müzikler eşliğinde savaşmak, bu topluluğun mizah anlayışını ve samimiyetini özetliyor. Bu durum, birçok çevrimiçi oyunda eksik olan sosyal bağlılık hissini oyuna taşıyor.
Görsel anlamda da Holdfast: Nations at War oldukça etkileyici. Çevre tasarımları tarihi atmosferi başarıyla yansıtıyor, silahların yarattığı barut dumanı savaş alanlarına özgün bir his katıyor. Asker üniformaları da tarihi doğruluğa önem verilerek modellenmiş. Özellikle savaş alanındaki kaotik görsellik, hem detay hem de renk kullanımıyla oyuncuyu içine çekmeyi başarıyor. Bu arada, konsollarda 30 FPS ve 60 FPS modu mevcut ama performans modunda ekran kırılmaları yaşanıyor.

Ses tasarımı da en az görseller kadar başarılı. Misket tüfeği sesleri, askerlerin bağırışları ve arka plandaki müzikler, savaş atmosferine katkı sağlayan unsurlar arasında. Her bir atış ve çarpışma sesi, oyuncunun ortamla bütünleşmesine yardımcı oluyor. Özellikle toplu savaşlarda sesler öyle yoğunlaşıyor ki, kendinizi gerçekten bir cephe ortasında hissetmeniz işten bile değil.
Oyunda görevleri tamamlayarak yeni silahlar ve ekipmanlar satın almak mümkün. Örneğin, belirli sayıda düşman öldürmek ya da piyano çalmak gibi görevler karşılığında para kazanabiliyorsunuz. Ancak bu noktada ilginç bir detay var: Satın aldığınız silahların işlevselliği, başlangıçta verilenlerle aynı. Bu sayede pay-to-win engellenmiş olsa da, satın alımların pek anlamı kalmıyor. Bu durum bazı oyuncular için motivasyon eksikliği yaratabilir benim gibi.
Konsola geçiş sürecinde bazı arayüz sorunları da gözleniyor. Menülerin kontrolü PC tarafına kıyasla zor ve alışması zaman alabiliyor. Ayrıca oyunda sprint özelliğinin olmaması, özellikle büyük haritalarda çatışma alanına ulaşmayı oldukça yavaşlatıyor. Her ne kadar subayların kamp kurma mekanikleri bu sorunu biraz hafifletse de, bazı oyuncular için bu durum sabır testine dönüşebilir.
Genel olarak bakıldığında Holdfast: Nations at War, tarihi savaşlara ilgi duyanlar ve takım çalışmasından keyif alan oyuncular için oldukça tatmin edici bir yapım. Eğlenceli topluluğu, estetik savaş sahneleri ve rol çeşitliliği ile öne çıkan oyun, run-and-gun tarzı hızlı aksiyon bekleyenleri cezbetmeyebilir. Ancak sabırla yaklaşanlar için bu video oyunu, savaş alanında tarihsel bir yolculuk sunan eşsiz bir deneyim olabilir.