ROMEO IS A DEAD MAN, oyun dünyasının en sıra dışı zihinlerinden biri olan Suda51 ve stüdyosu Grasshopper Manufacture tarafından geliştirilen, saf kaos ve adrenalinden beslenen bir aksiyon oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Bilim kurgu ve hack and slash türlerini, kendine has punk rock estetiğiyle harmanlayan yapım, oyuncuları daha ilk dakikadan itibaren surreal bir evrenin içine çekiyor. Eğer daha önce No More Heroes veya Killer7 oynadıysanız, sizi nelerin beklediğine dair ufak bir fikriniz olabilir ama bu oyun, o formülleri alıp tamamen başka bir boyuta taşıyor.

Oyunun temelinde, ROMEO IS A DEAD MAN isminden de anlaşılacağı üzere, ölümün kıyısından dönen ana karakterimiz Romeo Stargazer yer alıyor. Uzay-zamanın parçalandığı bir felaket sırasında, gözüne yerleştirilen gizemli bir teknoloji sayesinde hayata tutunan Romeo, kendini parçalanmış bir evrenin tam ortasında buluyor. Amacımız ise bu kaotik düzlemde hem hayatta kalmak hem de evrenin dikişlerini tekrar bir araya getirmek. Tabii bunu yaparken yüzlerce düşmanı en vahşi yöntemlerle ortadan kaldırmamız gerekiyor.

Oynanış mekanikleri açısından ROMEO IS A DEAD MAN, üçüncü şahıs kamera açısına sahip, hızlı ve akıcı bir dövüş sistemi sunuyor. Oyunculara sunulan hafif ve ağır saldırı kombinasyonları, kaçınma manevraları ve bitirici vuruşlar, türün klasiklerine sadık kalırken, Suda51 ekibinin imzası niteliğindeki abartılı şiddet ile birleşiyor. Özellikle düşmanları parçalara ayırdığınız anlarda ekranı kaplayan canlı renk paleti ve kan efektleri, oyunun görsel dilinin ne kadar vahşi ve stilize olduğunu kanıtlar nitelikte bu video oyununun içerisinde.

Romeo’nun cephaneliği, oyunun ilerleyişi boyunca çeşitlenerek oyuncuya farklı stratejiler geliştirme imkanı tanıyor. Başlangıçta elimize tutuşturulan elektrikli testere kılıcı ve tabanca gibi klasiklerin yanı sıra, ilerleyen bölümlerde toplamda dört yakın dövüş ve dört menzilli silahın kilidini açabiliyoruz. ROMEO IS A DEAD MAN, bu silah çeşitliliği sayesinde dövüşlerin tekdüzeliğe düşmesini engellemeye çalışıyor ve her silahın kendine has bir ağırlığı olduğunu hissettiriyor.

Oyunun en dikkat çekici ve özgün mekaniklerinden biri ise Bastard sistemi olarak adlandırılan yardımcı müttefik yapısı. Bu sistem, oyuncuların zombi benzeri yaratıkları “craft” etmesine veya yanına almasına olanak tanıyor. ROMEO IS A DEAD MAN oyununu oynarken, bu yaratıkları savaş alanında stratejik avantaj sağlamak için kullanabiliyorsunuz. Kimi zaman bir düşman grubunun dikkatini dağıtmak, kimi zaman da ekstra hasar gücü sağlamak için bu “piçler” önem taşıyabiliyor.

Görsel anlatım dili, Grasshopper Manufacture ekibinin oyunlarından alıştığımız üzere, tek bir stille sınırlı kalmıyor ve sürekli form değiştiriyor. ROMEO IS A DEAD MAN, üç boyutlu dünyasında gezinirken aniden bir çizgi roman sayfasına dönüşebiliyor veya sizi retro piksel sanatıyla tasarlanmış bir alt uzay bölümüne atabiliyor. Televizyon ekranlarından girilen bu ara bölümler, oyunun temposunu değiştiren bulmaca-platform sekansları sunarak aksiyona kısa ama keyifli molalar verdiriyor. Böylece oyunun temposu taze kalıyor.

Hikaye anlatımı konusunda oyun, beklenildiği üzere son derece dağınık, kafa karıştırıcı ama bir o kadar da ilgi çekici bir yol izliyor. ROMEO IS A DEAD MAN, mantıklı bir sebep-sonuç ilişkisinden ziyade, duygulara ve anlık şoklara hitap eden bir senaryoya sahip. Diyaloglar, popüler kültüre yapılan göndermeler, dördüncü duvarı yıkan şakalar ve absürt karakterlerle dolu. Hikayeyi tam olarak anlamasanız bile, karakterlerin enerjisi ve olayların garipliği sizi ekranda tutmaya yetiyor.

Bölüm tasarımları, oyunun belki de en çok eleştiriye açık noktalarından biri olarak görülebilir, zira bazı alanlar fazlasıyla çizgisel ilerliyor. ROMEO IS A DEAD MAN, açık bir dünyadan ziyade, belirli koridorlar ve arenalar üzerinden ilerleyen bir yapıya sahip. Alışveriş merkezlerinden karanlık ormanlara kadar uzanan mekan çeşitliliği tatmin edici olsa da, keşif hissinin biraz sınırlı kaldığını söylemek yanlış olmaz. Yine de her bölümün kendine has atmosferi, bu eksikliği kapatıyor.

Oyunun patron savaşları ise kesinlikle tasarım ekibinin hayal gücünü en serbest bıraktığı anlar olarak öne çıkıyor. Her bir bölüm sonu canavarı, hem görsel olarak grotesk hem de mekaniksel olarak zorlayıcı bir deneyim sunuyor. Oyunu oynarken karşılaşacağınız bu düşmanlar, sadece birer hasar süngeri değil; her birinin kendine has saldırı kalıpları ve zayıf noktaları bulunuyor. Özellikle zorluk seviyesi arttıkça, bu savaşlar gerçek birer sabır ve refleks testine dönüşebiliyor.

Ses tasarımı ve müzikler, oyunun punk ruhunu besleyen en önemli unsurların başında geliyor. Elektronik ritimlerden sert gitarlara kadar uzanan eklektik bir oyun müziği albümü, aksiyonun dozuna göre dinamik olarak değişiyor. ROMEO IS A DEAD MAN, işitsel olarak da oyuncuyu sürekli tetikte tutmayı başarıyor. Karakter seslendirmeleri ise bilerek abartılı ve trashy bir tonda yapılmış ki bu da oyunun B-film havasını mükemmel bir şekilde tamamlıyor.

Teknik açıdan bakıldığında, oyunun bazı pürüzlere sahip olduğunu inkar etmek mümkün değil ve bu durum deneyimi bazen baltalayabiliyor. İnceleme süresince karşılaşılan kare hızı düşüşleri ve bazı kamera açısı sorunları, ROMEO IS A DEAD MAN gibi hızlı refleks gerektiren bir oyunda can sıkıcı olabiliyor. Geliştirici ekibin bu sorunları gelecekteki yamalarla düzelteceği umulsa da, şu anki haliyle oyunun teknik cilası biraz eksik hissettiriyor.

Oyunun zorluk dengesi, souls-lite olarak tanımlanabilecek bazı anlık zorluk artışlarına sahip olsa da, genel olarak erişilebilir bir yapıda. ROMEO IS A DEAD MAN, oyuncuyu cezalandırmaktan ziyade, sunduğu kaotik eğlenceyi deneyimlemesine odaklanıyor. Eğer bir bölümde takılırsanız, genellikle farklı bir silah kombinasyonu veya Bastard dizilimi denemek sorunu çözmenize yardımcı oluyor. Bu esneklik, oyunun akıcılığını korumasına büyük katkı sağlıyor.

Karşılaştırma yapmak gerekirse, bu yapım Lollipop Chainsaw yapıtının renkli vahşeti ile Killer is Dead yapıtının sürrealizminin birleşimi gibi hissettiriyor. Ancak ROMEO IS A DEAD MAN, bu mirası sadece taklit etmiyor; üzerine daha modern (ve biraz da daha karmaşık) sistemler ekleyerek kendi kimliğini oluşturuyor. Suda51 stüdyosunun hayranları için bu tanıdık tatlar kesinlikle hoş bir nostalji yaratacaktır, ancak yeni oyuncular için bu tarz başlangıçta biraz fazla gelebilir.

Oyunun süresi, sunduğu içerik yoğunluğuna göre oldukça ideal bir uzunlukta ve kendini gereksiz yere tekrar etmiyor. Ana hikayeyi bitirdikten sonra bile, farklı zorluk seviyelerinde oynamak veya kaçırılan koleksiyon parçalarını toplamak için geri dönülebilir. ROMEO IS A DEAD MAN, New Game+ modları ve açılabilir ekstra içerikleriyle, tek seferlik bir deneyimden fazlasını vadediyor ve oyuncuyu o evrende biraz daha vakit geçirmeye davet ediyor.

Sonuç olarak, bu oyun herkese hitap eden, mükemmel bir şekilde cilalanmış, kusursuz bir başyapıt olma iddiasında değil. ROMEO IS A DEAD MAN, teknik hatalarına ve bazen kafa karıştıran yapısına rağmen, video oyunlarının her şeyden önce eğlenceli ve şaşırtıcı olması gerektiğini hatırlatan cesur bir yapım. Eğer steril ve güvenli oyunlardan sıkıldıysanız, ROMEO IS A DEAD MAN isimli bu kanlı ve garip uzay operası tam aradığınız ilaç olabilir.

Özetle, Suda51 yine yapacağını yapmış ve bizlere nevi şahsına münhasır, unutulmaz bir deneyim sunmuş. ROMEO IS A DEAD MAN, kusurlarıyla barışık, tarz sahibi ve son derece gürültülü bir oyun. Profesyonel bir bakış açısıyla, oyunun teknik eksiklerini not etmekle birlikte, sunduğu sanatsal vizyonu ve saf oyun zevkini takdir etmemek elde değil. Bu ölü adamın hikayesi, kesinlikle yaşanmaya değer.

ROMEO IS A DEAD MAN

9

Artılar

  • Suda51 ve Grasshopper Manufacture ekibine özgü, benzeri olmayan surreal sanat yönetimi ve punk estetiği.
  • Bastard sistemi ve çeşitli silah kombinasyonlarıyla derinleşen akıcı dövüş mekanikleri.
  • Adrenalin dozunu sürekli yüksek tutan, atmosferle uyumlu dinamik müzikler.
  • Her biri hem mekanik hem de görsel açıdan yaratıcı tasarlanmış, hafızalara kazınan patron savaşları.
  • Çizgi roman estetiğinden retro piksel sanatına geçiş yapan hibrit ve akıcı görsel anlatım dili.

Eksiler

  • Aksiyonun en yoğun olduğu anlarda yaşanan kare hızı düşüşleri ve genel teknik cilasızlık.
  • Hızlı dövüş sekanslarında ve dar alanlarda bazen oyuncunun aleyhine çalışan sorunlu kamera açıları.

Etiketler: