Mars yüzeyine adım attığınızda hissettiğiniz ilk şey, çoğu bilim kurgu oyununun aksine kahramanlık değil, saf bir yalnızlık ve teknik çaresizlik oluyor. Occupy Mars: The Game, size elinizde lazer silahıyla uzaylı avlayacağınız bir aksiyon vaat etmiyor; bunun yerine elinizde bir İngiliz anahtarı ve lehim tabancasıyla, güneş panellerini silip süpürdüğünüz bir Marslı simülasyonu sunuyor. Piyasada hayatta kalma oyunlarının sayısı her geçen gün artarken, bu yapım kendini sert bilim kurgu türünde konumlandırarak, detaylara takıntılı oyuncuları hedefliyor. Eğer bir vidayı sıkmanın tatminini, devasa bir üs kurmanın heyecanından daha çok seviyorsanız, doğru yerdesiniz demektir.

Oyunun temel döngüsü, diğer hayatta kalma oyunlarından aşina olduğumuz topla, üret, hayatta kal mantığına dayanıyor ancak bunu yaparken sizi mühendislik detaylarına boğuyor. Subnautica serisinin keşif odaklı yapısı veya Stationeers oyununun aşırı karmaşık gaz fiziği simülasyonu arasında bir yerde duran Occupy Mars: The Game, bu dengeyi tutturmak konusunda oldukça iddialı. 1.0 sürümüyle birlikte gelen içerik yoğunluğu, oyunun Erken Erişim sürecindeki potansiyeli olan ama içi boş tarzı eleştirilerini büyük ölçüde ortadan kaldırmış görünüyor. Artık sadece hayatta kalmaya çalışmıyor, aynı zamanda gezegeni gerçekten kolonize etmeye, teknolojiyi ilerletmeye ve hikayenin sonuna ulaşmaya çalışıyorsunuz bu oyunun içerisinde.

Görsel atmosfer ve gezegen tasarımı, Mars’ın o tekinsiz kızıllığını ekranınıza başarıyla yansıtıyor. Gündüzleri uçsuz bucaksız çöllerde kaynak ararken hissettiğiniz huzur, geceleri sıcaklığın düşmesi ve enerji rezervlerinizin azalmasıyla yerini gerilime bırakıyor. Kum fırtınaları ve meteor yağmurları sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda üssünüzü yerle bir edebilecek gerçek tehditler olarak karşınıza çıkıyor. Grafik motoru, AAA kalitesinde olmasa da, ışıklandırma ve gölge oyunlarıyla Mars yüzeyinde yürürken botlarınızın çıkardığı tozları izlemek oldukça keyifli bir deneyim sunuyor.

Occupy Mars: The Game oyununu rakiplerinden ayıran en belirgin özellik, şüphesiz ki inanılmaz detaylı tamirat ve kurcalama/onarma mekanikleri. Bir cihaz bozulduğunda sadece tamir etme tuşuna basıp geçmiyorsunuz; o cihazı söküyor, devre kartını masaya koyuyor, elinize lehim makinesini alıp tek tek yanmış devreleri onarıyorsunuz. Bu mikro-yönetim seviyesi, oyunun hem en büyük artısı hem de sabırsız oyuncular için en büyük eksiği. Ancak bir mühendis gibi davranıp, kendi lehimlediğiniz bir kartın sisteme güç verdiğini görmek, bu türün meraklıları için paha biçilemez bir tatmin sağlıyor.

Uzun süren Erken Erişim döneminden sonra 1.0 sürümüyle gelen en büyük yeniliklerden biri, nihayet tamamlanmış olan hikaye modu. Oyunun hikayesi, sizi sadece mekanikleri öğreten bir eğitim sürecinden çıkarıp, Mars’taki varlığınızın arkasındaki gizemi çözmeye davet ediyor. Hikaye anlatımı Oscor seviyesinde bir performans sunmasa da, kum havuzu modunda amaçsızca dolaşmaktan sıkılanlar için güzel bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. Görevler sizi haritanın farklı bölgelerine yönlendirerek, oyunun sunduğu çeşitli biyomları ve yeni eklenen dikey yapılaşma sistemini kullanmaya zorluyor Occupy Mars: The Game içerisinde.

Beklenen bir diğer özellik ise işbirlikçi modunun oyuna eklenmesi oldu. Mars’ta tek başına hayatta kalmak zorlu bir deneyimken, bir arkadaşınızla iş bölümü yaparak ilerlemek oyunun dinamiklerini tamamen değiştiriyor. Biriniz üssün enerji hatlarını döşerken, diğerinizin rover ile maden aramaya çıkması, Occupy Mars: The Game deneyimini çok daha sosyal ve eğlenceli hale getiriyor. 1.0 sürümündeki ağ senkronizasyonu mükemmel olmasa da, ortak ganimet sistemi ve teknoloji ağacının işbirliğine göre düzenlenmesi, geliştirici ekibin bu modu ciddiye aldığını gösteriyor.

Tarım ve kimya sistemlerine gelen güncellemeler, hayatta kalma mekaniklerini sadece yemek ye ve su iç” döngüsünden çıkarıp bir laboratuvar simülasyonuna dönüştürmüş. Yeni eklenen kimya masası ve bitki çeşitleri (kahve ve soya gibi), özellikle oyunun ileri safhalarında kendi kendine yeten bir koloni kurmak için kritik öneme sahip. Dikey tarım yapabilme ve seraları kat kat inşa edebilme özgürlüğü, üs tasarımında yaratıcılığınızı konuşturmanıza olanak tanıyor. Artık sadece karnınızı doyurmak için değil, en verimli oksijen ve besin döngüsünü kurmak için çabalıyorsunuz.

Oyunun son aşamalarında devreye giren Mobil Üs konsepti, Occupy Mars: The Game için oyunun kurallarını değiştiren bir yenilik. Ağır Rover ve onun arkasına takılabilen Kırıcı/Yazıcı üniteleri sayesinde, sabit bir üsse bağlı kalmadan göçebe bir yaşam sürebiliyorsunuz. Gezegenin kaynaklarını tükettiğinizde, tüm fabrikanızı tekerlekler üzerinde yeni bir kratere taşıyabilmek muazzam bir özgürlük hissi veriyor. Bu devasa araçları kullanmak ve bakımını yapmak, oyunun başındaki o küçük kapsülden ne kadar uzun bir yol kat ettiğinizi size hissettiriyor.

Teknik açıdan bakıldığında, oyunun hala Euro-jank olarak tabir edilen o hafif ham, cilalanmamış hissi yer yer koruduğunu söylemek zorundayım. Karakter animasyonları bazen kütük gibi hissettirebiliyor ve fizik motoru, özellikle araç sürüşlerinde beklenmedik tepkiler verebiliyor. Ancak geliştirici ekibin yayınladığı yol haritasına sadık kalarak 1.0 sürümünde birçok hatayı temizlediğini görmek sevindirici. Yine de, kabloların bazen duvarların içinden geçtiği veya rover’ın küçük bir taşa takılıp takla attığı anlara hazırlıklı olmanızda fayda var.

Arayüz ve tablet kullanımı, oyunun bilgi yoğunluğunu yönetmek için kritik bir rol oynuyor. Envanter yönetimi ve plan ekranları, başlangıçta karışık gelse de zamanla kas hafızanıza yerleşiyor. 1.0 güncellemesiyle birlikte arayüzde yapılan iyileştirmeler, özellikle inşaat menüsünü daha akıcı hale getirmiş. Yine de, yüzlerce farklı bileşeni yönetmek zorunda olduğunuz bir oyunda, envanter düzeninin bazen bir kabusa dönüşmesi kaçınılmaz olabiliyor. Neyse ki, yeni eklenen Spotty isimli robot köpek dostumuz, hem yalnızlığınızı paylaşıyor hem de bazı angarya işlerde size yardımcı olarak bu yükü hafifletiyor Occupy Mars: The Game içerisinde.

Peki, Occupy Mars: The Game kimin için? Eğer Subnautica oyununu çok basit, Space Engineers oyununu ise çok karmaşık bulduysanız, bu oyun tam sizin aradığınız tatlı noktada olabilir. Oyun, bilimsel gerçekçiliğe önem veren, bir sorunu çözmek için saatlerce devre şemalarına bakmaktan sıkılmayan ve zorluk kavramını düşmanla savaşmak değil, doğayla mücadele etmek olarak gören oyunculara hitap ediyor. Hızlı tüketilecek bir aksiyon oyunu arayanlar için ise bu Mars yolculuğu, muhtemelen kısa sürede sıkıcı bir angaryaya dönüşecektir.

Sonuç olarak Occupy Mars: The Game, türün meraklıları için derinlikli, ödüllendirici ve atmosferik bir deneyim sunmayı başarıyor. Erken Erişim sürecindeki eksikliklerin çoğu, 1.0 sürümüyle birlikte gelen hikaye, co-op ve Mobil Üs gibi özelliklerle kapatılmış durumda. Teknik pürüzlerine ve dik öğrenme eğrisine rağmen, Mars’ta kendi kendine yeten devasa bir koloni kurup, güneşin batışını elinizde kendi yetiştirdiğiniz kahveyle izlemenin verdiği hazzı çok az oyunda bulabilirsiniz. Bu, herkes için bir oyun değil; ama doğru kişiyseniz, hayallerinizdeki Mars simülasyonu olabilir.

Occupy Mars: The Game

7

Artılar

  • Sadece bir tuşa basmak yerine, devre kartlarını söküp lehimlemeye kadar inen “tinker” mekanikleri benzersiz bir tatmin sunuyor.
  • Görsel tasarım, ışıklandırma ve dinamik hava olayları (kum fırtınaları, meteor yağmurları) Mars’ın ıssızlığını ve tehlikesini mükemmel yansıtıyor.
  • Erken Erişim sonrası eklenen hikaye modu, hikaye anlatımı ve Co-op desteği oyunu tam bir pakete dönüştürmüş.
  • Ağır Rover ve eklentileri sayesinde sabit bir yere bağlı kalmadan göçebe bir yaşam sürebilme imkanı oyunun sonlarına büyük keyif katıyor.
  • Tarım, kimya ve enerji yönetimi gibi sistemlerin detaylı ve mantıklı bir zemine oturtulmuş olması “Hard Sci-Fi” severleri mutlu ediyor.

Eksiler

  • Fizik motorunda zaman zaman yaşanan saçmalamalar ve araç sürüşlerindeki ağırlık hissi problemleri hala mevcut.
  • Sabırsız oyuncular için her bir vidayla uğraşmak veya karmaşık envanter yönetimi bir süre sonra angaryaya dönüşebilir.
  • Karakter hareketleri ve animasyon geçişleri, oyunun genel kalitesinin bir tık gerisinde kalıyor.
  • Oyunun sunduğu teknik detaylar ve arayüz karmaşası, türe yabancı olan yeni oyuncuları başlangıçta korkutabilir.