Benim için her yılın son ayı ve ilk ayı oyun anlamında çok boş geçer. Nedense bu aylarda bir türlü oynayacak oyun bulamam ve eski oyunlara da geri dönme huyum olmadığı için öyle boş boş otururum. Aslında şimdi de durum çok farklı değildi ama çıkışını beklediğim üç oyun vardı: Hytale, Arknights: Endfield ve Heartopia. Bu üç oyun arasından en az heyecanla beklediğim deneyim olan Heartopia, ilk çıkan olduğu için 1 hafta önce filan oynamaya başladım ve kendimi bir anda oyuna bağlanmış oldum. Oyun, nedense beni tahmin ettiğimden çok daha fazla içine aldı.
Heartopia, rahat bir kasaba yaşamı deneyimi. Oyun çevrim içi bir şekilde çalışıyor; tatlı bir karakter yapıp, kendinizi 12 oyunculuk sunuculardan birinde buluyorsunuz. Oyunun dünyası birkaç farklı biyomdan oluşuyor, oyuncuların arsası bir çember gibi ortada. İç tarafta NPC bulunduran bir kasaba, dış tarafta ise keşfedilmeyi bekleyen bir alan bulunuyor. Yalnız, harita kesinlikle büyük değil. Kendinize eğer 10-15 dakika ayırırsanız, haritanın tamamını rahatlıkla keşfedebilirsiniz. Zaten oyunun ilgi çekici kısmı da açık dünyası filan değil.
Heartopia içerisindeki ana mevzu, karakterlerden gelen günlük ve haftalık istekleri yerine getirerek D.G. Member’s Guild seviyenizi yükseltmek. Bu sistem, oyunun temel ilerleme sistemini oluşturuyor. Sistemde seviye atlayarak yeni oyun mekaniklerinin, hobilerin ve benzeri şeylerin kilitlerini açıyorsunuz. Bazen de sadece yapı malzemeleri ve arsanızı genişletme hakkı elde ediyorsunuz. Yani, her seviyede büyük bir mekanik sizi beklemiyor ama ilerleme hissi açısından her şey güzelce yerleştirilmiş bence. Zaten günlük ve haftalık istekler de birkaç dakikada yapılabilecek şeyler.
Örnek vermek gerekirse, Heartopia içerisinde benim bugünkü isteklerim arasında 1 adet latte yapmak, 2 adet böcek yakalamak ve 1 kere köpeğimi eğitmek gibi şeyler var. Bunların hepsi sadece birkaç dakikalık işler. Oyun, rahat ve kolay bir yapıda olduğu için buradaki amaç bir oyuncu olarak herhangi bir yeteneğinizi test etmeniz değil; sadece rahat bir şekilde takılmanız, kasabada yaşamanız ve bunu yaptığınız için de ödüllendirilmeniz. Peki, kasabada tam olarak neler yapıyorsunuz? İşte bu noktada işin içine hobiler giriyor.
Heartopia içerisinde adım adım kilidini açacağınız hobiler var. Bunlar; balık tutma, bahçecilik ve tarım, yemek yapma, böcek yakalama, kuş fotoğrafları çekme, kedi ve köpek bakma olarak 7 adetten oluşuyor. Her birinin seviye sistemi var ve seviye atladıkça hem yetenekleriniz gelişiyor, hem de yeni şeylerin kilidini açıyorsunuz. Örnek vermek gerekirse, ben bahçecilikte 6. seviyeye daha dün ulaştım ve ödül olarak hasatların daha kaliteli olma şansı arttı, çiçek ekimi için melezlemeye yardımcı olan bir solüsyon açıldı ve dört yeni tohum tipinin kilidi kaldırıldı.
Hobilerin kilidini açma ve daha sonra onları seviye atlatma, Heartopia içerisindeki atardamar. Kilit açma olayı D.G. Member’s Guild üzerinden ilerledikçe zaten size veriliyor. Hobilere seviye atlatmak için ise o hobileri yerine getirmeniz lazım. Mesela, ektiğim bir buğdayı (üç yıldızlı kalitede) almak bana 18 hobi puanı veriyor ve benim 7. hobi seviyesine ulaşmak için 2.400 puana ihtiyacım var. Evet, bu sayı belki gözünüze çok gelebilir ama oyunu oynarken seviyelerin nasıl atladığını fark etmiyorsunuz bile. Ayrıca, hobi seviyesi atlatmak için bir de jetona ihtiyacınız var…
Bahsettiğim jetonlar da koleksiyon tamamlayarak elde ediliyor genellikle. Biraz önce de söylediğim gibi bir buğday mesela üç yıldız olarak gelebiliyor. Oyundaki her şeyin böyle bir yıldızlı kalite sistemi var. Beş yıldız, en iyisi. Bir yıldız ise en kötüsü. Bunların her biri ayrı ayrı koleksiyon defterinize ekleniyor. Uzun vadede amaç, her buğdayın veya herhangi bir şeyin her yıldızlı versiyonunu bir kere bile olsa çıkartmış olmak. Bunlar, koleksiyon puanı sağlıyor ve onlar da zaman zaman hobi yükseltme jetonu veriyor. Bu jetonlar, ilerlemenizi durduracak tek engel.
Bu arada, Heartopia içerisindeki her şey koleksiyon. Yani, sadece ekimler ve çiçekler değil; satın aldığınız kıyafetler, ev eşyaları, yaptığınız malzemeler, eşyalar, yemekler, kedinizin size verdiği fotoğraflar ve sayısız diğer her şey koleksiyon olarak geçiyor. Bu koleksiyonu düzenli bir şekilde doldurmak için de her gün oyunu oynamak şart. Çok kısa bir süre sonra Heartopia, size günlük döngüsünü gösteriyor: İstekleri yerine getirin, günlük malzemeleri toplayın, yeni envanter için her satıcıyı bir kere kontrol edin ve benzer şeyler…
Heartopia, belli bir düzende oyunu oynayıp, daha sonra yaratıcılığınızı serbest bırakabileceğiniz nadir oyunlardan. Normalde bir oyun, bu iki yoldan birini seçerdi. Yani, ya özgür olurdunuz, ya da sürekli çizgisel bir şekilde aynı meta şeyleri yaparak bir oyunu oynardınız. Belki bu dediğim şey anında aklınıza oturmamış olabilir ama emin olun sayısız oyun o şekilde işliyor. Heartopia ise bu ikisini karıştırıyor. Oyuna her gün ilk girdikten sonra günlük döngülerinizi birkaç dakikada bitirip, daha sonra istediğiniz yapmakta tamamen serbest oluyorsunuz.
Eğer paranız yoksa, biraz para kazanmak için yemek yapmaya önem verebilirsiniz. Yemek yapmak için malzemeniz azalıyorsa balık tutmaya yönelebilirsiniz. Belki de evinizden memnun değilsinizdir; o zaman da odalarınızı dilediğiniz gibi düzenleyebilir, hatta evinizi sıfırdan yapabilirsiniz. Hiçbir şey yapmasanız bile kaybettiğiniz pek bir şey yok. Sadece, benim gibi FOMO (günceli kaçırma korkusu) sahibi olanlar için oyun her gün giriş yapma ve envanterleri kontrol ettirme zorunluluğu tanıyor ama o kadar. Heartopia, benim gördüğüm FOMO elementi en zayıf olan oyun.
Çiçekleri ve tohumları ekip, böcekleri ve balıkları toplayıp, kedinizi ve köpeğinizi de doyurduysanız, biraz da evinize odaklanın. Malum, Heartopia, çevrim içi bir oyun. Kasabada herkes birbirinin evini filan görebiliyor. Bu yüzden de en iyi veya en farklı ev, benim evim olsun istiyorsunuz. Sıkıntı şu ki Heartopia, mobil platformlara yapılmış bir oyun. Evet, oyun PC için de mevcut ama kontroller mobile öncelikli. Bu, benim oyunu genel olarak oynama durumumu çok az olumsuz etkiliyor ama konu ev yapma olunca biraz can sıkıcı olabiliyor. PC için akıllıca yerleştirilmemiş butonlar, kısa yolların olmaması ve benzeri çok fazla sıkıntı var. Umuyorum zamanla bunlar düzelir.
Bu arada, eğer benim gibi kreatif yapınıza güvenemiyorsanız, hazır evler ve odalar da mevcut. Hazır evleri kullanması kolay; direkt olarak arsanıza yerleştirebiliyorsunuz kendilerini. Hazır odalar biraz sıkıntı; onların içindeki her bir eşyaya önceden sahip olmanız gerekiyor. Eğer mağazaları her gün kontrol etmiyorsanız, kaçırdığınız bir eşya olabilir ve bu da odayı yapmanızı engeller. Bu yüzden, evi hazır yapmak, ufak tefek düzeltmeler uygulamak, daha sonra da odaları tek tek manüel olarak yapmak benim seçtiğim yol oldu. Oyun pastel ve tatlı bir atmosfere sahip olduğu için emin olun yaptığınız çoğu şey zaten otomatik olarak göze hitap ediyor bence.
D.G. Member’s Guild dedik. Hobiler ve koleksiyonlar dedik. Günlük döngüler ve ev yapma da dedik… Tüm bunlar kendi içlerinde bolca alt sistemler bulundururken, oyunun artık bittiğini düşünebilirsiniz ama daha yeni başlıyoruz. Hikaye görevleri, bolca öğretici görev, açık dünyada hayvan gruplarını bulma ve onları besleme, puzzle çözme, kitap yazma, müzik çalma, onları herkese paylaşma, yeni tarifler keşfetme ve başarımların peşinden koşmak derken, bir anda oyunda yapabileceğiniz şeyin sayısı aşırı bir hızla artıyor; uzaktan bakınca içeriği zayıf gibi görünebilir ama gerçek öyle değil.
Bu arada, Heartopia oyununu arkadaşlarınızla oynamak veya oyunda arkadaş edinmek de ayrı bir zevk. Her şeyden önce, arkadaşlık seviyesi var ve her gün etkileşime geçtikçe o seviye artıyor; yeni ödüllerin kilidi açılıyor. Ayrıca arkadaşlarınızla veya yabancı oyuncularla birlikte balığa çıkabiliyor, kuş fotoğraflama veya böcek yakalama seansları oluşturabiliyor ve hatta çay partileri verebiliyorsunuz. Tüm bunların haricinde, Heartopia, oynaması ücretsiz bir oyun olduğu için çevrim içi etkinlik, gacha ve mağaza elementlerine de yer veriyor. Kaçış yok.
Her şeyden önce, Heartopia, diğer birçok mobil oyun gibi etkinlik kısmında cömert. Mesela, şu anda Pink Mood Gacha Machine isimli mini bir etkinlik var. Görevleri çok kolay ve onların karşılığında da ufak tefek kozmetik ögelere ve paraya sahip olabiliyorsunuz. Yeni oyunculara oyunu öğreten New Life Log da takip etmesi aşırı eğlenceli olan başka bir etkinlik. Ben, oyunun global sunucuları açıldığından beri oynuyorum, 12. gündeyim ve iki gün kala tüm ödülleri topladım. Onun altında bir de Time Limited Festival var ki o da kıyafet ve eşya setlerini büyük indirimlerle size veriyor. Günlük giriş yapma ödülleri ve kod ödülleri filan da var tabii ki.
İşin içine gerçek para girince ise işler değişiyor. Heartopia, gerçek para temelli bir mağaza, bir de gacha sistemi sunuyor. Örnek vermek gerekirse, gacha sisteminde şu anda üç büyük ödül var. Bunlar; kadın kıyafeti seti, erkek kıyafeti seti ve ev seti. Hepsinin teması aynı. Sistem ise klasik bir gacha. Ben, erkek kıyafeti seti için 120 bilet harcadım ve 13 parçalık ana setten 4 en gereksiz parçayı ve 10 parçalık aksesuar setinin de tamamını bitirmeyi başardım. 120 bilet, 1200 Heart Diamond ediyor ve o da 20 USD – 860 TL. Tabii ki bu biletleri oyun içinde nadiren kazanabilmek mümkün ama bir kıyafet setini neredeyse 1000 liraya tamamlayamamak sıkıntı.
Keşke işler 1000 lira ile bitseydi. Yukarıdaki paragrafta bahsettiğim şey oyundaki sadece tek bir kategori için geçerli ki daha o kategorinin içerisinde aynı kıyafetin iki farklı renkli seti daha var ama o setleri sadece kopya eşya elde ederek kazandığınız kuponları harcayarak elde edebiliyorsunuz. Yani, diyelim ki bu setlerin tamamını almak istiyorsunuz, bence rahat 5-10 bin lira cepten çıkacak. Bende böyle bir takıntı var aslında ama bu kadar para harcayarak seviyede değil iyi ki. Bahsettiğim bu olay, Polar Hymn setine aitti. Devamı var.
Polar Hymn haricinde bir de The Frostguard ve Coolplayism setleri de var. Bu setlerin her biri üç farklı renkten oluşuyor ve iki cinsiyete ayrılıyor. Yani, toplamda 12 adet set var elde edilebilecek. Yalnız, buradaki gacha farklı çalışıyor. Bu setlerin birinde 10, birinde 12 parça var ve satın aldığınız her gacha şansı, bir adet yeni parçayı size garanti veriyor. Yani, 10 parçalık bir set için sadece 10 kere satın alım yapacağınızı biliyorsunuz. Sorun şu ki her satın alımınızda para yükseliyor. İlk parça için 3, ikincisi için 9, üçüncüsü için 15 derken tek bir gacha pull için 45 bilete kadar çıkıyor bu olay.
Eğer ki şansınız iyiyse, her sette Speciality olarak işaretlenen bir set parçası var ve tamamen şansa bağlı bir şekilde o parçayı elde etmek, setin geri kalanını ücretsiz yapıyor. Ben bunu bir tane sette denedim ve Speciality parçası en sona kaldı. Yani, set için yüzlerce bilet harcadım. Tüm bunların haricinde, oyunda bir de Moonlight Crystal var. Bu, oyun içinden elde edebileceğiniz tarzda bir mağaza birimi. Gerçek para ile de kazanabiliyorsunuz. Bunun mağazası ayrı ve farklı kıyafetler alabiliyorsunuz. Heart Diamond da direkt olarak kıyafet filan almak için kullanılabiliyor eğer gacha sistemlerinden uzak durmak isterseniz. İyi düşünülmüş diyebilirim.
Son olarak bir de Gilded Acorn Membership sistemi var. Bunların basit versiyonu, 7 gün için 0.50 USD. Tam versiyonu ise 1 ay için 3 USD. Bu aboneliklerin fiyatları bence uygun; karşılığında da Moonlight Crystal, Heart Diamond ve Exhibition Pass (bahsettiğim bilet) alıyorsunuz. Yalnız, eğer ki bu oyunun mikro ödeme temelli şeylerine adım atacaksanız, yüksek paralar harcayacağınız garanti. Yani, birkaç dolarlık abonelik ile elde edilebilecek şeyler sunmuyor oyun. Yine de bu konuda çok negatif konuşamıyorum; oyun ücretsiz ve kozmetik ögeler hariç hiçbir şeyi gerçek paralı satın alımların arkasına saklamıyor. Bu yüzden de benden geçer bir not alıyor.
Her şeye rağmen Heartopia, içinde yaşaması keyifli olan bir kasaba. Ben bu satırları yazarken, oyundaki 12. günümdeyim ve evet, kendisinin en başta bir mobil oyun olması ve PC tarafına güzelce port edilmemesi can sıkıyor ama kendimi o kasabanın içinde kaybedince, performans ve kontrol temelli sorunları gerçekten unutuyorum. Kedilerimle ve köpeğimle ilgilenmek, çiçeklerimi toplamak, her gün daha da kaliteli yemekler yapmaya çalışmak ve oyunun bana sunduğu o basit ama etkili hedeflerin peşinden koşmak, hatta sosyalleşmek çok iyi hissettiriyor.
Bu arada, anladığım kadarıyla Heartopia tam olarak yeni bir oyun sayılmaz. Bu oyun, Çin’de bir süredir aktif ve içerik olarak da oyunun global sunucularından öndeler. Ben bu tip durumlardan genelde hoşlanmıyorum; geçmişte oynadığım birkaç Asya temelli oyun da öyleydi ama yapacak bir şey yok. En azından oyunun o sürümüne bakıp, gelecekte bu sunuculara da nelerin ekleneceğini görebilmek mümkün. Ayrıca, sızdırılmış bir My Little Pony etkinliği de söz konusu.
İnceleme yazımı bitirmeden önce bir şeylerden bahsetmeyi unuttuğumu fark ettim: Heartopia içerisinde arkadaşınız ile birlikte ev yapabilmek de mümkün! Yani, birlikte tek bir evi paylaşmıyorsunuz ama belli bir seviyeye geldikten sonra başkalarıyla birlikte kendi evinizi düzenleyip, ev yapabiliyorsunuz veya başkasının evini düzenlemeye katılabiliyorsunuz. Ayrıca, oyunda müzikal enstrümanlar var ve onları klavye ile çalabilmek mümkün. Bu çaldığınız notaları diğer oyuncular da duyuyor ki bu da ayrı bir güzellik.
Yani, Heartopia, uzaktan bakınca küçük ve tatlı bir oyun gibi görünüyor. Yakınına geldiğiniz zaman ise büyük ve tatlı bir oyun olduğunu anlıyorsunuz. İsterseniz bilgisayarda, isterseniz akıllı telefonlarda bence bu oyuna şans vermelisiniz eğer ki türü ve tarzı seviyorsanız. Heartopia, benim uzun vadede oynayacağım ana oyunlarımdan biri olabilir ve şimdiden Hytale ve Arknights: Endfield için olan heyecanımı öldürdü bile. Yine de merak etmeyin; onlar için de birer inceleme çıkartmaya çalışacağım. Heartopia için ise rehberler bile gelebilir.





