Eski usul strateji oyunlarını özleyenler, özellikle de “kötü adamı” oynadığımız o nadir ama lezzetli yapımları hatırlayanlar buraya toplansın. Ghost Keeper, çocukluğumuzun efsanesi Ghost Master veya Dungeon Keeper gibi oyunların bıraktığı o büyük boşluğu doldurmak için nihayet karşımızda. Quest Craft tarafından geliştirilen ve Gaming Factory yayıncılığında piyasaya sürülen bu oyun, bizi 19. yüzyıl İngiltere’sinin o puslu, gotik ve bir o kadar da mizahi atmosferine davet ediyor. Amacımız basit ama bir o kadar da keyifli: Sahip olduğumuz hayalet ordusuyla, yaşayanların huzurunu kaçırmak ve onları arkalarına bakmadan kaçırtmak.

Ghost Keeper, temelinde bir “ters korku” ve strateji oyunu olarak tanımlanabilir. Oyunda korkan taraf biz değiliz; tam tersine, korkuyu yöneten, planlayan ve uygulayan taraf biziz. Bir malikaneye veya mezarlığa dadanan, hazine peşindeki açgözlü fanileri kovmak için elimizdeki uhrevi varlıkları kullanıyoruz. Oyun, size belirli bir bütçe veya “öz” veriyor ve bu kaynağı kullanarak haritanın stratejik noktalarına hayaletlerinizi yerleştirmenizi istiyor ama bu sadece rastgele yaratık fırlattığımız bir kaos değil; her hamlenin, her eylemin bir zamanlaması ve taktiksel derinliği var.

Oynanış mekanikleri, ilk bakışta basit görünse de derinleştikçe sizi içine çeken bir yapıya sahip. Her hayalet veya iblis türünün kendine has yetenekleri bulunuyor. Kimi sadece soğuk rüzgarlar estirip mumları söndürerek hafif bir ürperti yaratırken, kimi telekinetik güçlerle eşyaları fırlatıp insanları dehşete düşürüyor. Buradaki asıl ustalık, bu yetenekleri kombolar halinde kullanabilmekte yatıyor. Örneğin, önce ışıkları söndürüp ortamı gerginleştirmek, ardından aniden bir banshee çığlığıyla düşmanın kalp atışlarını tavana vurdurmak, korku seviyesini katlayan stratejiler arasında.

Oyunun atmosferi, 19. yüzyıl Viktorya dönemini harika bir sanat yönetimiyle yansıtıyor. Görseller ne aşırı gerçekçi ne de tamamen çizgi film vari; tam ikisinin ortasında, hafif karikatürize ama gotik bir The Sims havası taşıyor. Harita tasarımları, dönemin mimarisini, kasvetli odalarını ve gizli geçitlerini detaylı bir şekilde sunuyor. İzometrik kamera açısı sayesinde tüm odaya hakim olabiliyorsunuz ve kurbanlarınızın o korku dolu animasyonlarını izlemek, sadistik bir zevk veriyor. Görsel dilin temizliği, karmaşık stratejiler kurarken bile neyin nerede olduğunu anlamanızı kolaylaştırıyor.

Düşman çeşitliliği ve yapay zeka, Ghost Keeper oyununu sadece “insan korkutma simülasyonu” olmaktan çıkarıp bir taktik savaşına dönüştürüyor. Karşımızdaki faniler sadece korkup kaçan koyunlar değil; aralarında “Kardeşlik” (The Brotherhood) adı verilen bir organizasyona üye olan rahipler ve hayalet avcıları da var. Bu arkadaşlar, ektoplazmik varlığınızı hissedip size karşı koyabiliyor, hatta hayaletlerinizi “kovabiliyorlar”. Bu durum, oyunu oynarken sürekli tetikte olmanızı ve avcıyı avlamak için ekstra çaba sarf etmenizi gerektiriyor.

Ses tasarımı ve müzikler, oyunun o gotik havasını tamamlayan en önemli unsurlardan biri. Ahşap zeminlerin gıcırtısı, rüzgarın uğultusu ve kurbanların o tiz çığlıkları, kulaklarınızda bir senfoni gibi yankılanıyor. Arka planda çalan müzikler, gerilimi tırmandırırken aynı zamanda oyunun mizahi tonunu da korumayı başarıyor ama belirli karakter repliklerinin veya korku efektlerinin çok sık tekrar etmesi, uzun oyun seanslarında bir miktar kulak yorgunluğu yaratabiliyor. Neyse ki bu, oyunun genel kalitesini gölgeleyecek kadar büyük bir sorun değil.

İlerleyiş sistemi, sizi sürekli yeni stratejiler denemeye iten bir yapıda kurgulanmış. Oyunda ilerledikçe ve bölümleri geçtikçe, hayaletlerinizin yetenek ağaçlarını geliştirebiliyor, onlara yeni ve daha korkunç özellikler ekleyebiliyorsunuz. Sadece korkutmak yetmiyor; bazen belirli bir hedefe ulaşmak veya özel bir nesneyi ele geçirmek gibi yan görevler de karşınıza çıkıyor. Bu çeşitlilik, oyunun kendini tekrar etmesini engelliyor ve her bölümde “Acaba bu sefer hangi kombinasyonu denesem?” sorusunu kendinize sormanızı sağlıyor.

Oyunun kontrolleri ve kullanıcı arayüzü, strateji oyunlarına aşina olanlar için oldukça tanıdık ve erişilebilir. Fare ve klavye kombinasyonuyla haritada rahatça gezinebiliyor, birimlerinizi hızlıca seçip emirler yağdırabiliyorsunuz. Arayüz, ekranı boğmadan ihtiyacınız olan bilgileri (korku seviyesi, bekleme süreleri, düşman durumu) net bir şekilde sunuyor. Taktiksel durdurma veya yavaşlatma mekanikleri olmasa da, oyunun temposu size düşünecek kadar zaman tanıyor, ancak panik anlarında hızlı karar vermeniz şart Ghost Keeper içerisinde.

Ghost Keeper şu an Erken Erişim sürecinde olmasına rağmen, içerik bakımından oldukça doyurucu bir paket sunuyor. Kaynaklara göre şu an oyunda 6 farklı lokasyon ve kontrol edilebilir 7 farklı karakter bulunuyor. Ana hikaye modunu bitirdiğinizde açılan “Sandbox” modu ise, tüm yeteneklerinizi serbestçe kullanarak, sınırsız bir şekilde kaos yaratmanıza olanak tanıyor. Geliştirici ekip, oyuncu topluluğunun geri bildirimlerine kulak vererek oyunu şekillendireceğini belirtmiş, bu da gelecekte daha fazla harita ve hayalet göreceğimizin bir işareti.

Eleştirel bir gözle bakmak gerekirse, oyunun en büyük eksiği şimdilik hikaye anlatımının sunum şekli olabilir. Metinlerin bazen çok hızlı akması veya küçük puntolarla yazılmış olması, hikayeyi takip etmeyi zorlaştırabiliyor. Ayrıca, bazı bölümlerde zorluk dengesinin aniden artması, hazırlıksız yakalanan oyuncular için sinir bozucu olabilir. Ancak bunlar, Erken Erişim sürecinde kolayca cilalanabilecek ve düzeltilebilecek pürüzler olarak görünüyor.

Fiyat/performans açısından değerlendirdiğimde, Ghost Keeper, sunduğu eğlence ve nostalji faktörüyle etiketini hak eden bir yapım. Özellikle de Neighbours from Hell tarzı bulmaca çözme mantığını, Dungeon Keeper oyununun yönetim stiliyle harmanlaması, onu piyasadaki diğer strateji oyunlarından ayırıyor. Mikro ödemelerin veya can sıkıcı grind mekaniklerinin olmaması da, geliştiricinin oyuncuya saygı duyduğunun bir göstergesi.

Sonuç olarak Ghost Keeper; strateji sevenler, gotik temalara bayılanlar ve içindeki o yaramaz hayaleti serbest bırakmak isteyenler için kesinlikle denenmesi gereken bir oyun. Mükemmel olmayabilir ama vaat ettiği eğlenceyi ve o tatlı kaosu sonuna kadar sunuyor. Işıkları kapatın, kulaklığınızı takın ve bu malikanenin gerçek sahibinin kim olduğunu gösterin. İyi korkutmalar!

Etiketler: