Echoes of Elysium, Loric Games tarafından geliştirilen ve hayatta kalma türüne gökyüzünün enginliğini getiren iddialı bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Oyunun temelini anlatmak gerekirse, bu yapımı “gökyüzünde geçen bir Valheim” veya “bulutların üzerindeki Raft” olarak tanımlamak oldukça yerinde bir benzetme olacaktır. Oyuncular olarak, parçalanmış ve gökyüzünde süzülen adacıklardan oluşan, mitolojik ve steampunk öğelerin harmanlandığı prosedürel bir dünyada gözlerimizi açıyoruz. Amacımız sadece hayatta kalmak değil, aynı zamanda kendi uçan kalemizi inşa ederek bu tehlikeli cennetin sırlarını çözmek.

Oyunun en çarpıcı ve onu diğer hayatta kalma oyunlarından ayıran özelliği, hiç şüphesiz hava gemisi mekaniği. Echoes of Elysium, size hazır bir araç vermek yerine, geminizi en ince ayrıntısına kadar tasarlama özgürlüğü sunuyor. Bu hava aracı sadece sizi A noktasından B noktasına götüren bir ulaşım vasıtası değil; aynı zamanda mobil üssünüz, atölyeniz ve savaş makineniz işlevini görüyor. Bir ahşap saldan başlayıp, devasa pervanelere ve toplara sahip korkutucu bir dretnota dönüşen geminizin evrimi, oyunun ilerleme hissini muazzam bir şekilde besliyor.

Görsel tasarım açısından Echoes of Elysium, cel-shaded sanat tarzını benimseyerek oyunculara adeta yaşayan bir tablo sunuyor. The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom yapıtını andıran yumuşak aydınlatmalar ve “solarpunk” estetiği, oyunun dünyasını keşfetmeyi başlı başına bir keyif haline getiriyor. Gün batımında bulutların arasından süzülürken veya fırtınalı bir havada mekanik düşmanlarla çatışırken, sanat yönetiminin ne kadar tutarlı ve etkileyici olduğunu fark etmemek imkansız. Görsellik, oyunun masalsı atmosferini destekleyen en güçlü sütunlardan biri.

Oynanış döngüsü, klasik hayatta kalma dinamiklerini dikey bir düzleme taşıyarak türün meraklılarına taze bir nefes aldırıyor. Karakterimizin sırtındaki mekanik kanatlar sayesinde adalar arasında süzülmek, en az gemi kullanmak kadar tatmin edici. Bu kanatlar, keşif hissini “Pilotwings” benzeri bir akıcılıkla sunuyor; ancak enerji yönetimine dikkat etmezseniz kendinizi boşluğa düşerken bulabilirsiniz. Yerden kaynak toplamak, gemiye dönüp üretim yapmak ve daha zorlu biyomlara yelken açmak arasındaki denge, oyuncuyu sürekli meşgul eden bağımlılık yapıcı bir ritme sahip.

Ancak her Erken Erişim oyununda olduğu gibi, Echoes of Elysium da bazı teknik pürüzlerden nasibini almış durumda. Oyunu deneyimlediğim süre boyunca, özellikle gemi kontrollerinin başlangıçta hantal hissettirdiğini ve alışmanın zaman aldığını belirtmeliyim. Gemi fiziği bazen beklenmedik tepkiler verebiliyor ve bu durum, dar alanlarda manevra yapmaya çalışırken sinir bozucu olabiliyor. Geliştirici ekibin Unity 6 motoruna geçiş yapmış olması performans ve istikrar açısından uzun vadede doğru bir karar olsa da, şu anki sürümde zaman zaman karşılaşılan anlık takılmalar ve çökmeler bu geçiş sürecinin sancılarını yansıtıyor.

Savaş mekanikleri, hem karada hem de havada gerçekleşen çatışmalarla çeşitlilik gösteriyor. “Heron” fraksiyonuna ait mekanik yaratıklar ve düşman hava gemileri, bu cennetin aslında ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlatıyor. Karakterinizin elindeki silahlarla yerdeki robotik düşmanları parçalamak keyifli olsa da, asıl heyecan gemiden gemiye yapılan top atışlarında yatıyor. Yine de, yer savaşlarındaki vuruş hissinin biraz daha tok ve geri bildirimli olması gerektiğini düşünüyorum; şu anki haliyle bazen düşmana vurup vurmadığınızı anlamakta güçlük çekebiliyorsunuz.

Çok oyunculu mod, Echoes of Elysium oyununun parladığı bir diğer alan. Oyunu tek başınıza oynamak mümkün ve gayet huzurlu bir deneyim sunuyor, ancak 6 kişiye kadar desteklenen co-op moduyla kaosun ve eğlencenin dozu artıyor. Bir arkadaşınız geminin dümenindeyken, diğerinin motorları tamir etmesi, bir başkasının ise topları ateşlemesi, takım çalışmasını zorunlu kılan harika anlar yaratıyor. Mürettebatınızla birlikte devasa bir boss savaşına girmek veya fırtınanın ortasında geminizi ayakta tutmaya çalışmak, oyunun en unutulmaz anılarını oluşturuyor.

Oyunun arayüzü ve kullanıcı deneyimi tarafında ise gidilmesi gereken bir yol var. Özellikle envanter yönetimi ve üretim menüleri, türün diğer örneklerine kıyasla biraz karmaşık ve hantal kalabiliyor. Neyse ki geliştirici Loric Games, topluluktan gelen geri bildirimlere oldukça hızlı yanıt veriyor. Örneğin, fare hassasiyeti ayarı gibi temel bir eksikliğin bile çıkış sonrası yamalarla hızla giderilmesi, ekibin oyunu iyileştirme konusundaki kararlılığını gösteriyor. Bu tür yaşam kalitesi iyileştirmeleri, oyunun potansiyelini ortaya çıkarmak için kritik öneme sahip.

Hikaye anlatımı şu an için çevresel düzeyde kalıyor ve oyuncuyu çok derin bir senaryonun içine çekmiyor. Antik kalıntılar ve parçalanmış dünya, geçmişte yaşanan bir felaketi ima etse de, anlatı şimdilik oyuncunun hayal gücüne bırakılmış durumda. Bazı oyuncular için bu bir eksiklik olabilirken, diğerleri için kendi hikayelerini yazma özgürlüğü anlamına geliyor. İlerleyen güncellemelerle birlikte bu dünyanın tarihine dair daha fazla lore (hikaye kırıntısı) eklenmesi, evrenin derinliğini artıracaktır.

İlerleme, tatmin edici bir yavaşlıkta. Başlangıçta tahta ve kumaştan ibaret olan basit bir planörle başladığınız yolculukta, nadir metaller ve yakıtlar buldukça teknolojik bir devrim yaşıyorsunuz. Tier 2 ve ötesindeki ekipmanlara ulaştığınızda hissettiğiniz güç artışı, harcanan emeğin karşılığını veriyor. Ancak oyunun başındaki grind kısmı, sabırsız oyuncular için biraz yorucu olabilir; bu tür oyunların doğasında olan bu durum, Echoes of Elysium içerisinde de kendini hissettiriyor.

Ses tasarımı ve müzikler, oyunun atmosferini tamamlayan gizli kahramanlar. Rüzgarın uğultusu, gemi motorlarının ritmik çalışması ve mekanik düşmanların çıkardığı metalik sesler, işitsel bir şölen sunuyor. Müzikler ise keşif anlarında huzur verici, çatışma anlarında ise tempoyu yükselten dinamik bir yapıya sahip. Yine de, bazı ses efektlerinin ses düzeylerinin dengesiz olması, bazen motor gürültüsünün müziği bastırmasına neden olabiliyor; basit bir miksaj ile düzeltilebilecek bir durum.

Sonuç olarak Echoes of Elysium, Erken Erişim sürecinin henüz başında olmasına rağmen, hayatta kalma türüne getirdiği dikey derinlik ve hava gemisi inşasıyla büyük bir potansiyel vaat ediyor. Teknik hataları ve cilalanması gereken yönleri olsa da, sunduğu özgürlük hissi ve görsel estetik, bu eksikleri görmezden gelmenizi sağlayabilir. Eğer ki Valheim tarzı oyunları seviyor ve arkadaşlarınızla gökyüzünde kendi kalenizi inşa etme fikri sizi heyecanlandırıyorsa, bu oyuna bir şans vermeye değer. Loric Games ekibinin yol haritasına sadık kalması durumunda, karşımızda türün klasikleri arasına girecek bir yapım duruyor.

Etiketler: