Hero Games çatısı altındaki Pan Studio tarafından geliştirilen Duet Night Abyss, uzun süren bekleyişin ardından nihayet oyuncularla buluştu ve “ATFPS” (Adventure Tactical First/Third Person Shooter) olarak tanımladığı hibrit yapısıyla piyasaya oldukça iddialı bir giriş yaptı. İlk bakışta tipik bir anime-gacha oyunu gibi dursa da, oyunun sunduğu deneyim aslında Warframe yapıtının akıcı hareket mekaniklerini, Genshin Impact oyununun elementel dünyasıyla ve Nier: Automata yapıtının melankolik atmosferiyle harmanlayan cesur bir deneme. Oyuncular, büyü ve makinenin iç içe geçtiği Atlasia isimli bir dünyada, iki farklı ana karakterin perspektifinden anlatılan karanlık bir hikayeye tanıklık ediyorlar. Oyunun en çarpıcı yanı, anime estetiğine sahip olmasına rağmen, alıştığımız karakter çıkarmak için para harca (gacha) mantığını büyük ölçüde terk ederek, daha çok oynanışa ve kozmetik satışına dayalı bir model benimsemiş olması. Bu karar, oyun dünyasında eşine az rastlanan bir risk olsa da, oyuncu dostu bir yaklaşım olarak takdiri hak ediyor.
Oyunun temel mekaniklerine daldığımızda, Duet Night Abyss, kendini piyasadaki diğer anime aksiyon oyunlarından keskin bir çizgiyle ayırıyor; burada hareket kabiliyeti her şeyin merkezinde yer alıyor. Helix Leap (Sarmal Sıçrayış) adı verilen mekanik sayesinde karakterlerimiz sadece koşup zıplamıyor; duvarlarda yürüyebiliyor, havada süzülebiliyor ve düşmanların etrafında estetik bir dans sergileyerek savaş alanını üç boyutlu bir oyun parkına çevirebiliyor. Bu hareket sistemi, özellikle açık alanlarda gezinirken inanılmaz bir özgürlük hissi veriyor ancak kapalı alanlarda veya ani yön değişimlerinde bazen kontrolün hantallaştığını ve karakterin ivmesini kaybettiğini hissedebiliyorsunuz. Yine de, çatışma sırasında havaya fırlayıp, yer çekimine meydan okuyarak düşmanlara yukarıdan mermi yağdırmak veya devasa bir tırpanla üzerlerine çökmenin verdiği haz, bu ufak pürüzleri görmezden gelmenizi sağlıyor bu ücretsiz oyunda.
Savaş sisteminin kendisi ise yakın dövüş ve menzilli silahların kusursuz birleşimi üzerine kurulu; yani karakteriniz aynı anda hem bir keskin nişancı tüfeği hem de bir mızrak taşıyabiliyor ve bunlar arasında anlık geçişler yapabiliyor. Çoğu oyunda bu geçişler hantal menüler veya animasyonlarla kesintiye uğrarken, Duet Night Abyss içerisinde sol tık ile kılıcınızı savururken sağ tık ile anında ateş etmeye başlayabiliyorsunuz. Bu akıcılık, özellikle kalabalık düşman gruplarıyla (mob) savaşırken bir hack and slash oyunundan beklediğiniz kaotik eğlenceyi sunuyor. Ancak, vuruş hissi konusunda oyunun hala alması gereken biraz yol var; bazı ağır silahların düşman üzerindeki etkisi, görsel efektlerin büyüklüğüne kıyasla biraz hafif veya yüzergezer kalabiliyor. Düşmanların darbe aldıklarında verdikleri tepkilerin bazen yetersiz kalması, o beklenen tok vuruş hissini zayıflatıyor.
Oyunun en çok konuşulan ve belki de en devrimsel yönü, karakter ve silah edinme sistemindeki radikal değişiklik. Geliştirici ekip, beta süreçlerinden sonra gelen geri bildirimleri dikkate alarak, karakterleri ve silahları şans faktörüne dayalı bir gacha sistemi arkasına kilitlemek yerine, bunları oyun içi aktivitelerle, görevlerle ve düzenli oynanışla elde edilebilir hale getirmiş. Toplamda 19 oynanabilir karakter ve 45 farklı silahın tamamı, sadece oyunu oynayarak ve gerekli materyalleri toplayarak açılabiliyor. Bu durum, cüzdanını açanların değil, oyuna zaman ayıranların ödüllendirildiği Play to Earn mantığına yakın bir yapı oluşturuyor. Elbette gelir modeli tamamen yok olmuş değil; stüdyo bunun yerine gelirini, oynanışa etki etmeyen ancak karakterlerinizi görsel şaheserlere dönüştüren son derece detaylı kostüm ve kozmetiklere dayandırmış.

Hikaye anlatımı, Duet Night Abyss dünyasının karanlık ve gotik tonuna uygun olarak, oldukça ciddi ve zaman zaman karmaşık bir yapı sergiliyor. Oyun, İblis istilası altındaki bir dünyada hayatta kalmaya çalışan iki farklı protagonistin (biri sürgündeki bir savaşçı, diğeri ise politik entrikaların ortasındaki bir figür) hikayesini paralel olarak anlatıyor. Bu ikili anlatım tarzı, olaylara farklı açılardan bakmanızı sağlarken, senaryonun derinliğini artırıyor. Diyaloglar ve dünya inşası, neşeli ve renkli anime oyunlarından ziyade, daha kasvetli ve felsefi alt metinlere sahip yapımları andırıyor. Özellikle İngilizce seslendirme kadrosunun (bazı karakterlerde İngiliz aksanı tercih edilmiş) performansı, atmosferi güçlendiren en önemli unsurlardan biri. Ancak hikayenin temposu bazen teknik terimlerin ve evrene özgü jargonun (Lunarians, Filthoids vb.) yoğunluğu altında yavaşlayabiliyor, bu da evrene yeni giren oyuncular için kafa karışıklığı yaratabilir.
Görsel tasarım ve sanat yönetimi konusunda Pan Studio kesinlikle dersine iyi çalışmış; oyunun sanat tarzı, gotik mimari ile fütüristik teknolojiyi birleştiren Tech-Fantasy temasını başarıyla yansıtıyor. Karakter tasarımları, her birinin kişiliğini ve savaş stilini yansıtacak şekilde özenle hazırlanmış; kıyafetlerdeki kumaş detaylarından silahların üzerindeki işlemelere kadar her şey yüksek prodüksiyon kalitesini haykırıyor. Işıklandırma ve gölge oyunları, özellikle gece görevlerinde ve neon ışıklarla aydınlatılmış şehir haritalarında görsel bir şölen sunuyor. Bununla birlikte, bu görsel yoğunluk teknik performansı da etkiliyor; oyun genel olarak 60 FPS civarında istikrarlı çalışsa da, efektlerin yoğunlaştığı anlarda kare hızı düşüşleri ve kaplamaların geç yüklenmesi gibi optimizasyon sorunları, oyunun lansman dönemindeki teknik pürüzleri olarak göze çarpıyor.
Karakter geliştirme sistemi, oyunculara Warframe yapıtının modlama sistemini hatırlatan Demon Wedge adı verilen derin bir özelleştirme katmanı sunuyor. Bu sistemde, karakterlerinize ve silahlarınıza takabileceğiniz çeşitli modüllerle onların yeteneklerini, hasar türlerini ve hatta pasif özelliklerini kökten değiştirebiliyorsunuz. En güzel yanı, bu modüllerin (Artifact benzeri eşyalar) çoğunda RNG faktörünün minimize edilmiş olması; yani istediğiniz bir yapıyı kurmak için aylarca aynı zindanı dönüp şansınıza dua etmek zorunda kalmıyorsunuz. Bu sistem, oyuncuyu cezalandırmak yerine deneyler yapmaya teşvik ediyor ve her silahın her karakterde kullanılabilmesiyle birleştiğinde, ortaya binlerce farklı kombinasyon ve oynanış stili çıkıyor.
Oyunun görev yapısı ve içerik döngüsü ise ana görevlerinin yanı sıra, roguelike unsurlar içeren yan modlar ve keşif odaklı haritalarla destekleniyor. Covert Commissions gibi görevler, karakterlerin veya silahların parçalarını toplamak için düzenli olarak yapmanız gereken aktiviteler sunuyor. Oyunun temelinde hala bir tekrara dayalı bir ilerleme var; güçlü silahları üretmek veya karakterlerin yetenek ağaçlarını tamamlamak için bolca materyal toplamanız gerekiyor. Ancak bu süreç, akıcı savaş mekanikleri ve sıkıcı olmayan bölüm tasarımları sayesinde bir angaryadan çok, tatmin edici bir ilerleme hissine dönüşüyor. Ayrıca, oyunda bir stamina sisteminin olmaması, istediğiniz kadar oynayıp kaynak toplayabileceğiniz anlamına geliyor ki bu da türün müdavimleri için bir artı.

Ses tasarımı ve müzikler, Duet Night Abyss oyununun atmosferini tamamlayan gizli kahramanlar; müzikler yer yer Nier serisindeki o uhrevi ve koro destekli melodileri anımsatırken, savaş anlarında temponun artmasıyla elektronik ve rock tınılarına geçiş yapıyor. Silah sesleri ve çevresel efektler genel olarak başarılı olsa da, vuruş hissiyatı eksikliği bazen ses efektlerinin de yetersiz kalmasından kaynaklanıyor. Devasa bir patlama büyüsünün sesi, görseldeki ihtişamın altında ezilebiliyor. Yine de karakterlerin savaş sırasındaki bağırışları ve yetenek efekt sesleri, çatışmaların ritmini yakalamanıza yardımcı oluyor ve genel ses miksajı profesyonel bir işçilik ürünü olduğunu hissettiriyor.
Kullanıcı arayüzü de oyunun hem mobil hem de PC için tasarlandığını belli eden bazı handikaplara sahip; menülerde gezinmek bazen gereğinden fazla tıklama gerektirebiliyor ve PC oyuncuları için klavye-mouse entegrasyonu tam anlamıyla doğal hissettirmeyebiliyor. Özellikle envanter yönetimi ve Demon Wedge ekranlarında, daha sade ve PC odaklı bir arayüz tasarımı, deneyimi çok daha akıcı hale getirebilirdi. Ancak geliştirici ekibin lansman sonrası yayınladığı güncellemelerle bu konularda iyileştirmeler yapmaya başladığını ve topluluk geri bildirimlerine hızlı yanıt verdiğini görmek, oyunun geleceği açısından umut verici. Oyunun teknik altyapısı, çok oyunculu modlarda da genel olarak stabil bir performans sergiliyor, ancak eşleşme süreleri ve sunucu gecikmeleri bölgeden bölgeye değişiklik gösterebiliyor tabii ki.
Rakipleriyle kıyaslandığında, Duet Night Abyss ne tam bir Warframe klonu ne de bir Genshin Impact taklidi; o, bu iki devin en iyi özelliklerini alıp kendi potasında eritmeye çalışan özgün bir melez. Snowbreak: Containment Zone gibi diğer anime shooter oyunlarına kıyasla çok daha derin bir hareket mekaniği ve özgürlük sunarken, Wuthering Waves gibi aksiyon odaklı rakiplerine göre ise daha taktiksel ve silah odaklı bir yapı vaat ediyor. Piyasaya gacha duvarlarını yıkarak girmesi, onu sadece bir oyun olmaktan çıkarıp, endüstrideki agresif para kazanma modellerine karşı duran bir manifesto haline getiriyor. Sadece bu duruşu bile, onu denemeye değer kılan en önemli faktörlerden biri. Zaten oyunu oynaması ücretsiz; yani bir şey kaybetmeyeceksiniz.
Özetle Duet Night Abyss, mükemmel olmasa da kesinlikle heyecan verici ve potansiyel dolu bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Vuruş hissiyatındaki eksiklikler, bazı teknik pürüzler ve arayüz sorunları, oyunun sunduğu devasa içerik, cömert ilerleme sistemi ve bağımlılık yapıcı hareket mekanikleri karşısında gölgede kalıyor. Eğer anime estetiğini seviyor, hızlı tempolu aksiyondan hoşlanıyor ve cüzdanınızı boşaltmadan emeğinizle güçlenebileceğiniz bir oyun arıyorsanız, bu oyun sizin için biçilmiş kaftan. Pan Studio, hatalarından ders çıkaran ve oyuncusuna saygı duyan bir yönetim sergilemeye devam ederse, önümüzdeki yıllarda bu ismin türünün klasikleri arasında anılmaması için hiçbir sebep yok bence.





