Oyun dünyasının kasvetli ve gri koridorlarından sıkıldıysanız, Don’t Stop, Girlypop! tam olarak aradığınız o neon pembe panzehir olabilir. Funny Fintan Softworks tarafından geliştirilen bu yapım, klasik birinci şahıs nişancı türünü alıp, üzerine tonlarca sim, 2000’lerin başındaki Y2K estetiği ve durmak bilmeyen bir pop müzik enerjisi döküyor. İlk bakışta sadece görsel bir şov gibi dursa da, aslında karşımızda Doom veya Quake gibi arena nişancı oyunlarının mekaniklerine sahip, ancak bunu Barbie filminin setindeymişsiniz gibi hissettiren bir dünya ile harmanlayan cesur bir deneme var. Don’t Stop, Girlypop! oyununu başlattığınız andan itibaren sizi içine çeken bu absürt atmosfer, ciddi oyun dünyasına atılmış renkli bir kahkaha gibi hissettiriyor.

Don’t Stop, Girlypop! oyununun temel mekaniği, isminden de anlaşılacağı üzere asla durmamak üzerine kurulu. Oyundaki hasar çarpanınız, hareket hızınızla doğrudan bağlantılı; yani ne kadar hızlı hareket ederseniz, düşmanlarınıza o kadar çok hasar veriyorsunuz. Bu sistem, oyuncuyu sürekli olarak harita üzerinde kaymaya, zıplamaya ve akrobatik hareketler yapmaya zorluyor. Olduğunuz yerde durup, nişan almak gibi bir lüksünüz yok; bu da oyunu taktiksel bir siper savaşından çok, yüksek tempolu bir dans pistine çeviriyor. Özellikle de wavedashing adı verilen ve zıplama ile atılma hareketlerini birleştirdiğiniz komboları tutturduğunuzda, kendinizi durdurulamaz bir hız treninde, şahane bir şekilde hissediyorsunuz.

Hikaye tarafında ise oyun, kendini çok ciddiye almayan ama bir o kadar da eğlenceli bir anlatı sunuyor. Imber adında bir savaş perisini kontrol ediyoruz ve amacımız, Aşk adı verilen kaynağı sömürmeye çalışan kötü niyetli robot ordularını durdurmak. Görevlerimizi, bize pembe bir kapaklı telefondan (evet, o eski nostaljik telefonlardan) talimatlar yağdıran kızıl saçlı bir rehberden alıyoruz. Diyaloglar ve senaryo, anti-kapitalist göndermeler ve popüler kültür şakalarıyla dolu. Bazı espriler boomer mizahına kaysa da veya seslendirmeler yer yer amatör hissettirse de, bu durum oyunun genel “kitsch” ve abartılı havasıyla garip bir uyum sağlıyor.

Oyunun görsel dili, kesinlikle herkesin midesinin kaldırabileceği türden değil; zira ekranınız sürekli olarak patlayan renkler, uçuşan elmaslar ve neon ışıklarla dolup taşıyor. Don’t Stop, Girlypop!, minimalizmin tam tersi olan “maksimalist” bir sanat tasarımını benimsiyor. Düşmanlar, çevre tasarımları ve silah efektleri o kadar parlak ve yoğun ki, bazen çatışmanın ortasında neyin ne olduğunu ayırt etmekte zorlanabiliyorsunuz. Bu görsel gürültü, oyunun kaosunu besleyen bir unsur olsa da, uzun süreli oynanışlarda göz yorucu bir hale gelebiliyor ve bazı durumlarda düşmanları arka plandan ayırmayı imkansız kılabiliyor.

Silah çeşitliliği, bu tarz bir arcade nişancı oyunundan bekleyeceğiniz yaratıcılığı fazlasıyla karşılıyor. Sadece ateş edip geçtiğiniz tüfekler yerine, her birinin kendine has ikincil özellikleri olan bir cephaneliğiniz var. Örneğin, pompalı tüfeğiniz sadece yakın mesafe hasarı vermekle kalmıyor, aynı zamanda alan etkili saldırılar da yapabiliyor, ya da pembe baloncuklar fırlatan makineli tüfeğiniz, düşmanları yapışkan bir tuzağa düşürebiliyor. Favorim ise kesinlikle yerçekimi silahı gibi davranan ve etraftaki nesneleri düşmanlara fırlatmanızı sağlayan asa oldu. Silahların vuruş hissi, pop müzik ritimleriyle birleştiğinde oldukça tatmin edici bir deneyime dönüşüyor.

Oyunun en büyük artılarından biri, şüphesiz sunduğu derinlemesine kişiselleştirme seçenekleri. Don’t Stop, Girlykpop! oynarken silahlarınızı sadece güçlendirmekle kalmıyor, onları adeta bir moda ikonu gibi süsleyebiliyorsunuz. Silahların üzerine yapıştırabileceğiniz çıkartmalar, kurdeleler, plastik köpekbalıkları ve simli kaplamalar ile kendi tarzınızı yaratmanız mümkün. Bu kozmetik detaylar oynanışa doğrudan etki etmese de, oyunun tarz sahibi olma felsefesini mükemmel bir şekilde destekliyor. Ciddi askeri nişancı oyunlarında görmeye alıştığımız soğuk metalik silahların aksine, burada silahınızın ne kadar havalı göründüğü de en az ne kadar hasar verdiği kadar önemli.

Ancak her şey toz pembe değil; oyunun platform ve gezinme kısımlarında ciddi pürüzler bulunuyor. Özellikle duvarda yürüme mekaniği, ne yazık ki oyunun geri kalanı kadar akıcı çalışmıyor. Duvarlara yapışmak veya istediğiniz yöne gitmek bazen tam bir işkenceye dönüşebiliyor ve bu durum, oyunun o muazzam hız hissini bir anda baltalıyor. Platform bölümlerinde yaşadığınız bu teknik aksaklıklar, akıcı bir şekilde düşman avladığınız anlardan kopmanıza ve sinir katsayınızın yükselmesine neden olabiliyor. Hızın her şey olduğu Don’t Stop, Girlypop! gibi bir oyunda, sizi yavaşlatan veya kontrolü elinizden alan bu tür mekanik sorunlar göze batıyor.

Bölüm tasarımları genellikle geniş arenalar şeklinde sunulmuş ve bu alanlar, hareket yeteneklerinizi sergilemeniz için birer oyun parkı niteliğinde. Ancak bazı bölümler, özellikle de boss savaşları, ekran kalabalığı nedeniyle kaosa sürüklenmeye çok müsait. Örneğin, devasa bir eşek arısı robotuna karşı savaştığınız bir bölümde, hem patronun saldırılarını takip etmek hem de etraftaki sonsuz sayıdaki minik düşmanlarla uğraşmak, görsel karmaşa yüzünden bunaltıcı olabiliyor. Oyun sizden sürekli hareket etmenizi isterken, bazen bölüm tasarımı veya düşman yerleşimleri sizi durmaya veya sıkışmaya zorlayabiliyor ki bu da oyunun kendi kurallarıyla çelişiyor.

Müzikler, Don’t Stop, Girlypop! deneyiminin kalbinde yer alıyor ve oyunun temposunu belirleyen en önemli etken. Metal veya rock müzik yerine, yüksek enerjili pop, hyperpop ve elektronik ritimlerin kullanılması, oyuna bambaşka bir kimlik kazandırmış. Müziğin ritmiyle senkronize bir şekilde ateş etmek veya düşmanları patlatmak, beyninizde dopamin patlamaları yaşatıyor. Soundtrack o kadar baskın ve enerjik ki, oyun bittikten sonra bile kafanızın içinde o melodilerin döndüğünü fark ediyorsunuz. Bu müzik seçimi, oyunun “kızsal” ve “pop” temasını sadece görselde bırakmayıp işitsel bir şölene dönüştürmüş eğer bana soracak olursanız efendim.

Oyunun süresi ve içeriği konusunda ise beklentilerinizi doğru ayarlamanızda fayda var. Yaklaşık 4-5 saatlik bir oynanış süresi sunan yapım, tadı damağınızda kalan ama “keşke biraz daha uzun olsaydı” dedirten bir deneyim. Ana hikaye bittikten sonra sizi oyunda tutacak çok fazla ekstra mod veya derinlemesine bir “endgame” içeriği bulunmuyor. Liderlik tablolarında skor kasmak veya bölümlerdeki gizli eşyaları bulmak gibi klasik arcade hedefleri olsa da, günümüz oyunlarının sunduğu sonsuz tekrar oynanabilirlik vaadi burada biraz zayıf kalıyor. Yine de, bu kısa süre boyunca sunduğu yoğun aksiyon, fiyat-performans açısından tatmin edici olabilir.

Rakip oyunlarla kıyaslandığında, Don’t Stop, Girlypop! kendini Metal: Hellsinger veya BPM: Bullets Per Minute gibi ritim odaklı nişancı oyunlarının yanına konumlandırıyor, ancak onlardan çok daha farklı bir estetik ve ruh haliyle ayrışıyor. Diğer oyunlar genellikle karanlık, gotik veya metal müzik temalıyken, bu oyunun sunduğu pembe devrim, türün hayranları için taze bir nefes niteliğinde. Fashion Police Squad gibi mizahi yönü kuvvetli oyunları sevenler, buradaki absürtlüğü ve ciddiyetsizliği kesinlikle takdir edeceklerdir. Sektörün birbirinin kopyası gri ve kahverengi oyunlarla dolduğu bir dönemde, bu kadar renkli ve cesur bir iş görmek sevindirici.

Sonuç olarak, Don’t Stop, Girlypop! kusursuz bir oyun değil; platform mekaniklerindeki hantallıklar ve bazen aşırıya kaçan görsel gürültü, mükemmel bir nişancı olmasını engelliyor. Ancak sunduğu eşsiz atmosfer, bağımlılık yapan hız odaklı oynanış ve yüzünüzde bir gülümseme bırakan estetiği ile kesinlikle denemeye değer bir yapım. Eğer ciddiyetten uzaklaşıp, sadece reflekslerinizi konuşturacağınız ve simlere bulanacağınız birkaç saatlik çılgın bir eğlence arıyorsanız, bu oyun tam size göre. Silahınızı kapın, en parlak eldivenlerinizi giyin ve müziğin sesini açın; parti yeni başlıyor.

Don’t Stop, Girlypop!

10

Artılar

  • Klasik FPS türüne getirdiği “Hız = Hasar” mekaniği, oyuncuyu sürekli hareket halinde tutarak adrenalini zirveye taşıyor.
  • Gri ve kasvetli nişancı oyunlarının aksine sunduğu Y2K estetiği ve canlı pembe renk paleti benzersiz bir görsel şölen sunuyor.
  • Metal müzik yerine tercih edilen yüksek enerjili pop ve hyperpop müzikler, oyunun kaotik atmosferiyle mükemmel bir uyum içinde.
  • Silahları sadece güçlendirmekle kalmayıp, çıkartmalar ve süslerle detaylıca kişiselleştirebilmek “tarz sahibi olma” hissini güçlendiriyor.
  • Kendini ciddiye almayan senaryosu, anti-kapitalist şakaları ve mizahi dili eğlenceli bir deneyim sağlıyor.

Eksiler

  • Aşırı görsel efekt yoğunluğu ve neon patlamaları, çatışma anlarında düşmanları ayırt etmeyi zorlaştırarak göz yorabiliyor.
  • Platform sekansları, özellikle de duvarda yürüme mekaniği hantal hissettiriyor ve oyunun akıcılığını bozuyor.

Etiketler:

,