Oyun dünyası, son yıllarda şehir kurma simülasyonları konusunda oldukça bereketli bir dönemden geçiyor. Ancak bu kalabalık pazarda kendine özgü bir kimlik bulmak her yapım için kolay olmuyor. İşte tam bu noktada, City Tales – Medieval Era, alışılagelmiş ızgara tabanlı yerleşim sistemlerini bir kenara bırakarak, oyunculara çok daha organik ve doğal bir şehir kurma deneyimi sunmayı hedefliyor. Irregular Shapes tarafından geliştirilen bu yapım, sadece bina dikmekten ibaret olmayan, aynı zamanda yönettiğiniz halkın ve size yardımcı olan yoldaşların hikayelerine odaklanan yapısıyla dikkat çekiyor. Oyunu ilk açtığınız andan itibaren, sizi içine çeken o huzurlu ama detaylı orta çağ atmosferi, bu türün müdavimleri için oldukça taze bir nefes niteliğinde.

Oyunun temel mekaniklerine baktığımızda, City Tales – Medieval Era yapımını piyasadaki diğer devlerden ayıran en önemli özelliğin bölge sistemi olduğunu görüyoruz. Manor Lords veya Farthest Frontier gibi türün ağır toplarında her bir evi tek tek yerleştirmeye alışkınsanız, burada sizi farklı bir sürpriz bekliyor. Oyunda belirli bir alanı “yaşam alanı” olarak işaretliyorsunuz ve sınırlar çiziyorsunuz; gerisini ise yapay zeka hallediyor. Vatandaşlarınız, belirlediğiniz bu sınırlar içerisine evlerini otomatik olarak inşa ediyor ve bu durum, şehrinizin cetvelle çizilmiş gibi değil, yüzyıllar içinde kendiliğinden büyümüş gerçek bir orta çağ kasabası gibi görünmesini sağlıyor. Bu organik büyüme hissi, oyunun en güçlü yanlarından biri.

City Tales – Medieval Era sadece estetik kaygılar güden bir boyama kitabı değil; arkasında işleyen ciddi bir yönetim mekanizması var. Oyuna başladığınızda, elinizde sadece birkaç sadık yoldaş ve işlenmeyi bekleyen bakir topraklar bulunuyor. Kaynak yönetimi, türün diğer örneklerinde olduğu gibi hayati önem taşıyor. Odun kesmek, taş kırmak ve yiyecek toplamak gibi temel ihtiyaçlarla başlayan serüveniniz, zamanla karmaşık üretim zincirlerine dönüşüyor. Ancak oyunun bu noktada sunduğu yoldaş sistemi, mikro yönetim yükünü omuzlarınızdan almak için harika bir şekilde tasarlanmış. Sıradan işçilerin ötesinde, isimleri ve yetenekleri olan bu karakterler, şehrinizin kaderini belirleyen en önemli aktörler haline geliyor.

Yoldaş sistemi demişken, bu mekaniğin derinliğine ayrı bir parantez açmak gerekiyor. City Tales – Medieval Era oyununu oynarken, size katılan her bir karakterin farklı yetenek ağaçlarına sahip olduğunu fark edeceksiniz. Örneğin, bir yoldaşınızı sürekli tarım işlerinde görevlendirirseniz, zamanla bu alanda uzmanlaşıyor ve o bölgedeki üretimi otomatikleştirmenizi sağlıyor. Başlangıçta her şeyi manuel olarak kontrol etmek zorunda kaldığınız o yorucu süreç, yoldaşlarınızın seviye atlamasıyla yerini tıkır tıkır işleyen bir sanayi çarkına bırakıyor. Bu ilerleme hissi, oyuncuya “ben bu şehri gerçekten geliştirdim” duygusunu çok başarılı bir şekilde veriyor.

Oyunun ekonomisi ise tamamen vatandaş memnuniyeti üzerine kurulu bir yapı sergiliyor. City Tales – Medieval Era oyunu dünyasında altın, havadan gelen veya sadece ticaretle kazanılan bir birim değil; halkınızın mutluluğunun doğrudan bir sonucu. Vatandaşlarınızın ihtiyaçlarını karşıladıkça ve yaşam standartlarını yükselttikçe, evlerini geliştiriyorlar ve size vergi olarak daha fazla gelir sağlıyorlar. Bu döngü, oyuncuyu sürekli olarak halkın taleplerini dinlemeye ve şehri optimize etmeye itiyor. Sadece bina dikip geçemiyorsunuz; o binaların içindeki insanların suya erişimi var mı, ibadet edebiliyorlar mı veya yeterince yiyecekleri var mı diye sürekli kontrol etmeniz gerekiyor.

Atmosfer ve görsellik konusunda da City Tales – Medieval Era övgüyü hak ediyor. Oyunun sanat tasarımı, ne çok karamsar ne de aşırı çizgi film vari; tam kararında bir gerçekçilik ile masalsı bir havayı harmanlamış. Mevsim geçişlerinin şehir üzerindeki görsel etkisi, kışın bacalardan tüten dumanlar veya hasat zamanı tarlaların sararması gibi detaylar, şehri sadece izlemeyi bile keyifli hale getiriyor. Özellikle kamerayı yaklaştırıp, organik olarak oluşmuş o dar sokaklarda gezindiğinizde, grafik motorunun sunduğu detay seviyesi, oyunun 1.0 sürümüyle ne kadar cilalı bir hale geldiğini kanıtlar nitelikte.

Müzik ve ses tasarımı, bu tarz huzurlu olarak nitelendirilebilecek oyunlar için kritik bir öneme sahiptir ve geliştirici ekip bu konuda dersine iyi çalışmış. Şehrinizde işler yolunda giderken arkada çalan hafif lavta ezgileri, stresli anlarda yerini daha tempolu ritimlere bırakıyor ancak hiçbir zaman oyuncuyu yormuyor. Odun kesen işçilerin sesleri, pazar yerindeki uğultu ve rüzgarın sesi, City Tales – Medieval Era deneyimini tamamlayan unsurlar. Oyunu kulaklıkla oynadığınızda, kendinizi gerçekten o dünyanın bir parçası gibi hissediyorsunuz ve saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Hikaye anlatımı, genellikle şehir kurma oyunlarında geri planda kalan bir öğedir ancak oyunun adındaki “Tales” (Masallar/Hikayeler) ibaresi boşuna konulmamış. Yoldaşlarınızın sadece birer istatistik tablosu olmadığını, onların da kişisel hikayeleri ve görevleri olduğunu oyun boyunca hissediyorsunuz. Ana senaryo sizi çok sıkmıyor ancak belirli hedefler vererek, serbest oyun modunda kaybolmanızı engelliyor. Bu görevler, şehrinizin büyüme hızını dengeliyor ve size yeni mekanikleri tatlı bir tempoda öğretiyor. Bu sayede oyun, hem hikaye odaklı oyuncuları hem de sandbox severleri tatmin etmeyi başarıyor.

Kullanıcı arayüzü ve deneyimi açısından baktığımda, City Tales – Medieval Era oldukça temiz ve anlaşılır bir iş çıkarmış. Karmaşık tablolara benzeyen menüler yerine, aradığınızı kolayca bulabildiğiniz, ikonların net olduğu bir yapı tercih edilmiş. Kaynaklarınızı ekranın üst kısmında anlık olarak takip edebiliyor, hangi binanın neye ihtiyacı olduğunu üzerlerinde çıkan baloncuklarla hemen anlayabiliyorsunuz. Özellikle bölge boyama aracı (zoning tool) o kadar sezgisel çalışıyor ki, birkaç denemeden sonra aklınızdaki şehir planını araziye yansıtmak çocuk oyuncağına dönüşüyor.

Elbette her yapım gibi bu oyunun da eleştirilecek bazı noktaları mevcut. Oynanış sırasında fark ettiğim en belirgin eksiklik, oyunun başındaki temponun biraz yavaş hissettirebilmesi. Özellikle ilk birkaç saatte, yoldaşlarınız henüz yetenek kazanmamışken ve otomasyon devreye girmemişken, bazı işlerin tekrarına düşmek sabırsız oyuncuları biraz zorlayabilir. Ayrıca kamera kontrollerinde, alıştığımız standartların dışında bazı sürükleme hassasiyetleri var; kas hafızanızın buna alışması biraz zaman alabiliyor ama bunlar, oyunun kalitesini gölgeleyecek büyüklükte problemler değil.

Oyunun performansı, 1.0 sürümüyle birlikte gayet stabil bir duruma gelmiş. Erken erişim dönemlerinde olabilecek hatalar veya çökmeler, tam sürümde neredeyse tamamen giderilmiş görünüyor. Şehriniz büyüyüp binlerce vatandaşa ev sahipliği yaptığında bile kare hızında rahatsız edici düşüşler yaşanmıyor. City Tales – Medieval Era, teknik optimizasyon konusunda sınıfı geçmiş durumda. Geliştirici ekibin topluluktan gelen geri bildirimleri dikkate aldığı ve oyunu cilalamak için ciddi bir çaba sarf ettiği her halinden belli oluyor.

Sonuç olarak, City Tales – Medieval Era, şehir kurma türüne getirdiği organik büyüme ve yoldaş yönetimi gibi taze fikirlerle kesinlikle şans verilmeyi hak eden bir yapım. Eğer ki Manor Lords gibi bir oyunun karmaşıklığı size fazla geliyorsa veya Farthest Frontier deneyiminin hayatta kalma stresinden biraz uzaklaşıp, daha hikaye odaklı ve huzurlu bir krallık kurmak istiyorsanız, bu oyun tam size göre. Kendi masalınızı yazmak ve orta çağın o büyüleyici atmosferinde kaybolmak için, bu oyunu kütüphanenize eklemekten pişman olmayacaksınız.

City Tales – Medieval Era

9

Artılar

  • Izgara zorunluluğu olmayan, bölge boyama mekaniği ile doğal ve organik gelişen şehir yapıları.
  • Mikro yönetimi azaltan ve RYO öğeleriyle zenginleştirilmiş, seviye atlayabilen derinlikli yoldaş sistemi.
  • Mevsim geçişleri ve detaylı çevre grafikleriyle desteklenen, göz yormayan başarılı sanat tasarımı.
  • Oyunun huzurlu yapısına tam uyum sağlayan rahatlatıcı müzikler ve atmosferik ses tasarımı.
  • Karmaşık tablolar yerine görsel ipuçlarına dayalı, temiz ve anlaşılır kullanıcı arayüzü.
  • 1.0 sürümüyle birlikte gelen teknik kararlılık ve büyük şehirlerde dahi korunan performans optimizasyonu.

Eksiler

  • Oyunun giriş kısmındaki temponun yavaşlığı ve otomasyon sistemleri açılana kadar oynanışın tekrara düşebilmesi.
  • Kamera kontrolleri ve sürükleme hassasiyeti gibi bazı mekaniklerin alışkanlık kazanana kadar zorluk çıkarabilmesi.