BrokenLore: UNFOLLOW, modern psikolojik korku türünün en dikkat çekici ve güncel örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Birinci şahıs bakış açısıyla deneyimlenen bu yapım, klasik korku ögelerini sosyal medyanın yarattığı modern anksiyetelerle harmanlıyor. Oynanış mekanikleri açısından temelinde bir yürüme simülasyonu olan oyun, bu yapıyı gerilim dolu saklanma sekansları ve çevresel bulmacalarla zenginleştiriyor. Eğer daha önce P.T., Layers of Fear veya Outlast gibi sadece atmosfere dayalı değil, aynı zamanda hikaye anlatımının ön planda olduğu oyunları sevdiyseniz, bu yapımın sunduğu tekinsiz dünya size oldukça tanıdık gelecektir.

Oyundaki ana karakterimiz Anne, kendisini bir anda kabusların ve gerçekliğin iç içe geçtiği çarpık bir dünyada uyanırken buluyor. BrokenLore: UNFOLLOW, hikaye anlatımını merkeze alarak oyuncuyu Anne’in geçmişindeki travmalarla ve zorbalık anılarıyla yüzleşmeye zorluyor. Karşınıza çıkan korkunç yaratıklar rastgele tasarlanmış canavarlar değil, karakterin yaşadığı suçluluk duygusunun, beden algısı bozukluğunun ve sosyal baskının vücut bulmuş halleri olarak karşınıza çıkıyor. Bu anlatım tarzı, oyunu basit bir korku tüneli olmaktan çıkarıp, oyuncuyla duygusal bağ kurmaya çalışan derinlikli bir psikolojik gerilime dönüştürüyor.

Görsel açıdan değerlendirdiğimde, BrokenLore: UNFOLLOW, Unreal Engine 5 teknolojisinin tüm nimetlerinden faydalanarak inanılmaz derecede gerçekçi bir atmosfer sunuyor. Özellikle ışıklandırma ve gölge oyunları, gerilimi oyun boyunca sürekli üst seviyede tutmak için ustaca kullanılmış. Mekan tasarımları, sıradan bir evin güvenli ortamından tüyler ürpertici bir cehenneme dönüşürken detay seviyesi hiçbir an düşmüyor. Bu fotorealistik yaklaşım, ekranda gördüğünüz dehşetin etkisini artırarak sizi oyunun içine hapsetmeyi ve o boğucu havayı solumanızı başarıyor.

Oyunun en özgün ve çarpıcı yanı şüphesiz sosyal medya eleştirisini korku unsurlarıyla cesurca birleştirmesidir. BrokenLore: UNFOLLOW, ekran bağımlılığı, beğeni arzusu ve siber zorbalık gibi güncel konuları işlerken oyuncuya çekinmeden sert mesajlar veriyor. Hikaye boyunca karşınıza çıkan telefon bildirimleri, takipçi sayıları ve rahatsız edici mesajlar, modern çağın dijital hapishanesini simgeliyor. Bu tema seçimi, korkunun sadece karanlık koridorlarda veya yatak altında değil, her an yanımızda taşıdığımız o parlak ekranlarda da saklandığını hatırlatıyor.

Karşılaştığım yaratık tasarımları, klasik korku klişelerinden uzaklaşarak hikayenin temasına doğrudan hizmet edecek şekilde kurgulanmış. Özellikle yeme bozukluklarını ve çarpık beden algısını temsil eden o uzun, grotesk ve zayıf figürler, BrokenLore: UNFOLLOW deneyiminin en rahatsız edici kısımlarını oluşturuyor. Bu varlıklar sadece sizi kovalayan düşmanlar değil, aynı zamanda toplumun bireyler üzerinde kurduğu acımasız baskının somutlaşmış kanıtları gibi hissettiriyor. Tasarım ekibi, korkuyu estetik ve anlamlı bir şekilde sunma konusunda gerçekten övgüyü hak eden bir iş çıkarmış.

Oynanış tarafında ise oyun, genellikle çaresizlik hissini pekiştirmek için kaçma ve saklanma mekaniklerine güveniyor. Elinizde düşmanlara karşı kullanabileceğiniz bir silah bulunmadığı için tehdit anlarında tek çareniz gizlenmek veya kaçmak oluyor. Ancak bu saklanma sekansları bazen yapay zekanın tutarsızlıkları nedeniyle gerilimden çok bıkkınlık yaratabiliyor ve deneme yanılma sürecine dönebiliyor. Yine de BrokenLore: UNFOLLOW içerisindeki yakalanma korkusu, kalp atışlarınızı hızlandırmaya yetiyor ve oyunun temposunu belirli anlarda zirveye taşıyor.

İlerleyişi çeşitlendirmek adına eklenen bulmacalar, zorluk seviyesi açısından oyuncuyu çok fazla terletmeyecek yapıda tasarlanmış. Genellikle çevresel ipuçlarını takip ederek, notları okuyarak veya doğru objeyi bularak çözülen bu kısımlar, BrokenLore: UNFOLLOW oyununun akışında kısa soluklanma molaları veriyor. Bulmacaların hikayeyle ve mekanla bütünleşik olması atmosferi koruyor olsa da, türün meraklıları daha zeka gerektiren ve karmaşık yapılar görmeyi isteyebilir. Şu haliyle BrokenLore: UNFOLLOW içerisindeki bulmacalar, hikayenin bir sonraki sayfasına geçmek için aşılması gereken basit ama keyifli engeller gibi duruyor.

Ses tasarımı, bir korku oyununun en önemli yapı taşıdır ve bu yapım dersine oldukça iyi çalışmış görünüyor. Ortam sesleri, tahtaların gıcırtısı ve aniden patlayan ses efektleri kulaklığınızı çıkarmak istemenize neden olacak kadar etkili. Ayrıca, BrokenLore: UNFOLLOW oyununun kadrosunda yer alan popüler içerik üreticileri ve ünlü yayıncılar, seslendirme performanslarıyla karakterlere hayat veriyor. Bu tanınmış sesleri duymak, oyunun eleştirdiği sosyal medya dünyasıyla kurduğu bağı daha da güçlendiriyor ve hikayenin gerçekçiliğini artırıyor.

Oyunun süresi ele alındığında, karşımızda tadımlık ama oldukça yoğun bir macera olduğunu söyleyebilirim. BrokenLore: UNFOLLOW, hikayesini gereksiz yere uzatmadan ve tekrara düşmeden birkaç saatlik kompakt bir deneyim sunuyor. Bazı oyuncular için bu süre kısa gelebilir ancak anlatımın sarkmaması ve gerilimin korunması adına alınan bu karar bence yerinde olmuş. Yine de final bölümüne doğru olayların biraz aceleye getirildiği hissi, hikayenin tüm detaylarının sindirilmesini biraz zorlaştırabiliyor. Bu yüzden, belki biraz daha uzun olabilirdi oyun.

Senaryonun ele aldığı konular çok hayati olsa da, bazen verilmek istenen mesajın dozunun biraz kaçtığını hissettim. Oyun, oyuncunun kendi çıkarımlarını yapmasına izin vermek yerine ne hissetmesi gerektiğini bazen fazla dikte ediyor gibi duruyor. BrokenLore: UNFOLLOW, sosyal sorumluluk projesi ile eğlence amaçlı bir korku oyunu arasındaki ince çizgide yürürken zaman zaman dengesini kaybedebiliyor. Bu durum, BrokenLore: UNFOLLOW içerisindeki korku atmosferinin büyüsünü bozup sizi bir anda öğretici bir kamu spotu izliyormuş hissine sürükleyebiliyor.

Teknik açıdan bakıldığında, oyun genel olarak akıcı bir performans sergilese de ufak tefek pürüzler yok değil. Yüksek kaliteli kaplamalar ve detaylı ışıklandırmalar, sistem kaynaklarını zorlayabiliyor ve bazı yoğun sahnelerde anlık kare hızı düşüşlerine yol açabiliyor. Neyse ki BrokenLore: UNFOLLOW oyununu oynarken deneyimi tamamen baltalayacak veya ilerlememi engelleyecek büyük hatalarla karşılaşmadım. Bağımsız bir stüdyo için ortaya konan teknik işçilik ve görsel kalite gayet tatmin edici seviyede. BrokenLore serisi her geçen oyunla biraz daha iyileşiyor bu açıdan.

Sonuç olarak BrokenLore: UNFOLLOW, modern korku türüne getirdiği toplumsal eleştiri boyutuyla kesinlikle dikkate değer bir yapım. Kusursuz bir oyun olmasa da cesur teması, harika grafikleri ve etkileyici atmosferiyle kalıcı bir iz bırakmayı başarıyor. Eğer klasik canavar hikayelerinden sıkıldıysanız ve gerçek hayatın dijital korkularıyla yüzleşmeye hazırsanız, bu oyuna bir şans vermelisiniz. Kısa süresine rağmen, size üzerine uzun süre düşüneceğiniz malzemeler verecektir.

BrokenLore: UNFOLLOW

6

Artılar

  • Unreal Engine 5 ile desteklenen fotorealistik grafikler ve boğucu atmosfer.
  • Siber zorbalık ve beden algısı gibi güncel konuları işleyen cesur senaryo.
  • Klasik korku klişeleri yerine hikayenin temasına hizmet eden anlamlı yaratık tasarımları.
  • Ünlü yayıncıların katkısıyla zenginleşen başarılı seslendirme ve ses efektleri.
  • Hikayeyi sündürmeyen, temposu hiç düşmeyen kompakt bir kurgu.

Eksiler

  • Saklanma ve kaçma sekanslarında yapay zekadan kaynaklı yaşanan tutarsızlıklar.
  • Bulmacaların meydan okuyuculuktan uzak ve fazla basit kalması.
  • Hikayenin verdiği mesajların zaman zaman oyuncuya fazla dikte edilmesi ve kamu spotu hissi.
  • Final bölümünün, oyunun genel temposuna kıyasla biraz aceleye getirilmiş olması.
  • Yoğun detay içeren bazı sahnelerde yaşanan ufak teknik performans sorunları.