Günümüzde sizi uzaya taşıyabilecek bolca video oyunu bulunuyor. Bu oyunların en etkileyici olanları da muhtemelen No Man’s Sky ve Elite Dangerous olabilir. ASTRONEER da bu tarzda olan bir video oyunu ama aslında kendisini Elite Dangerous kadar ciddiye almıyor ve No Man’s Sky kadar da geniş bir evren sunmuyor. Yani, arada kalan bir video oyunu gibi görünüyor. İşte bugün de bu yapıtı inceleyeceğiz.

ASTRONEER

ASTRONEER, rahatlatıcı bir deneyim sunuyor

Ben, uzay temasına sahip birçok video oyununu severim. Bu tip oyunlar sayesinde hem uzayın derinliklerini keşfederim, hem de rahatlarım. ASTRONEER, ne yazık ki keşfe yönelik bir oyun değil. Bu oyunda amacımız hayatta kalmak ama oyunun rahatlatıcı bir deneyim sunmadığını da kesinlikle söyleyemem sizlere.

Bu video oyunu, evrenimiz gibi neredeyse sınırsız gezegen sayısına sahip değil. Oyunda toplamda 6-7 adet gezegen bulunuyor ve her gezegenin de kendisine ait bir zorluk seviyesi bulunuyor. Tabii gezegenler hiçbir zaman aynı deneyimi sunmuyor; gezegenler aslında otomatik olarak, her seferinde farklı şekilde oluşturuluyor. Minecraft oyununun dünyası gibi yani.

Tekli veya eşli oyunculu şeklinde deneyebileceğiniz bu oyun, hızlı bir şekilde karmaşık bir halan alan öğretici bölümle başlıyor. Öğretici bölüm, her ne kadar oyuna nasıl başlanacağını anlatıyor olsa da bana pek yeterli gelemedi. Bu oyunu Xbox One X aracılığı ile denedim ve açıkçası konsolda arayüzü kontrol etmek bana inanılmaz karışık geldi.

Arayüz ile birlikte kontroller de karışık. Tabii ki PC için geliştirilmiş olan bir video oyununun konsolda basit kontrollere sahip olmasını beklemiyorum ama en azından geliştirici ekibin biraz da olsa uğraşmış olmasını isterdim. Bu oyunu zamanında bilgisayarımda çok kısa bir süreliğine denemiştim ve arayüz ile kontroller gayet normal gelmişti. Konsolda böyle bir problem yaşamak, açıkçası canımı çok sıktı.

ASTRONEER

Bu oyunda herhangi bir görevimiz bulunmuyor

ASTRONEER, tamamen serbest bir video oyunu. Gezegene adım attığınız an oyun sizi tamamen serbest bırakıyor ve hiçbir amacınız olmadan, canınız ne isterse, onu yapıyorsunuz. İşte ben bu tip oyunlardan da pek hoşlanmıyorum. Bir video oyununda, çok uzun vadeli de olsa en azından bir amacım olsun isterim. Bu amaç da bana oyun tarafından verilmeli, hayal gücüm tarafından değil.

Bu oyun ile keşif yapmak ve keşiften elimiz dolu dönmek önemli. Keşif yaparken de en büyük problemimiz tabii ki oksijen ama bu sorunu kolayca çözebileceğiniz yollar bulunuyor oyunda. Mesela, bir ip veya boru aracılığı ile oksijeni, gittiğiniz her yere taşıyabiliyorsunuz ve kaybolma riskiniz de tamamen ortadan kalkıyor.

Tüm bunların haricinde, oyunun başlarında sadece birkaç adet envanter alanına sahip olsanız bile birkaç saat sonra traktör benzeri bir araca sahip olup, onun arkasına da yük taşıma noktaları koyup, kendisine bir tren bile oluşturabiliyorsunuz. Bu sayede de keşifleriniz çok daha dolu ve etkili geçebiliyor. Kendinizi işe yarar hissediyorsunuz.

Bu oyunun en büyük problemi ise emek. Oyuna başladığımız gezegende çok büyük emekler vererek kendi yuvamızı oluşturuyoruz. Belki onlarca saatimizi veriyoruz bu evimize. Fakat bir süre sonra oyunda farklı gezegenlere yolculuk etme imkanımız doğuyor. Siz, evinize bu gezegende onlarca saat harcamışken, neden başka bir gezegene gidip, her şeye sıfırdan başlayasınız ki? Bu yüzden bence oyunun keşif ögesi çok büyük bir eksi puan alıyor.

ASTRONEER

ASTRONEER, zaman zaman bir kabusa bile dönüşebiliyor

Daha önce demiştim, bu oyun çok rahatlatıcı olabiliyordu. İşte bu oyunun sadece ilk başları için geçerli; gelecek anlarda asıl bölgenizi büyüttüğünüz zaman, onlarca farklı binaya sahip olduğunuz zaman her şey inanılmaz karışıyor. Oyunun kontrolleri de bu karmaşıklığı çözmemize hiçbir şekilde yardımcı olmuyor. Farklı binalardan elektrik kabloları taşırken, minicik envanterimizden eşyalar seçmek, aynı anda 2 işi yapmaya çalışmak filan imkansız. Özellikle de konsolda.

Tabii oyunda keşif yaptıkça, karşınıza sürekli yeni ögeler de çıkabiliyor ve artık beyninizin bunları kaydetmediğini hissediyorsunuz. Bu noktada da aslında oyunun hem Türkçe olması, hem de oyunda bir astropedi olması çok işe yarıyor. İngilizce ile benim hiçbir problemim bulunmuyor ama özellikle oyunda onlarca saat geçtikten sonra kafamı yormadan, Türkçe kelimeler ile karşılaşmak biraz daha az yoruyor beni. Astropedi ise her ne kadar pek kullanışlı olmasa da zaman zaman güzel bir bilgi kaynağı olabiliyor.

Şimdi gelelim bu video oyununun grafiklerine. Dediğim gibi ben bu oyunu Xbox One X aracılığı ile denedim ama kullandığım TV, 4K değildi, 1080p idi. Yine de gayet güzel grafiklerle karşılaştım. Bu oyunun grafiklerini benzetebileceğim en yakın oyunlar Fortnite ve No Man’s Sky oyunlarıdır ama ASTRONEER kesinlikle çok daha renkli ve canlı bir yapıya sahip.

Grafikler haricinde oyunun performansını da beğendim. En başlarda çok büyük bir rahatlıkla 60 FPS gibi bir deneyim yaşayabiliyorsunuz. Oyunda ilerledikçe, yeni binalar kuruldukça ve yeni işler başladıkça konsolun işlemcisi ve ekran kartı zorlanıyor ama yine de çok kötü bir performans almıyorsunuz. Xbox One X, sürekli olarak 60 FPS gibi bir değer sunmaya çalışıyor. En azından ben öyle hissettim.

ASTRONEER

En ufak bir şüpheniz varsa, uzak durun

ASTRONEER için atmış olduğum bu başlık, en başta çok olumsuz gelebilir ama beni bir dinleyin. Eğer bu video oyununa ait görsellere baktığınızda, oynanış videolarını izlediğinizde, bilgilerini okuduğunuzda, aklınızda en ufak bir soru işareti bile beliriyorsa, bence bu oyundan uzak durmalısınız. Fakat oyunun tamamen size hitap ettiğini düşünüyorsanız da bir şans vermelisiniz. ASTRONEER, ne yazık ki herkese rahat bir şekilde önerebileceğim bir video oyunu değil.

ASTRONEER
Şöyle bir baktığınızda çok güzel bir video oyunu gibi görünen ASTRONEER, aslında özellikle de konsollarda çok kötü bir deneyim sunuyor. Oyunun arayüzünün karışık olması, kontrollerin yeterince başarılı olmaması, özellikle birkaç saatlik oynanış ardından çok zorlu bir deneyim yaşatabiliyor. Bu yüzden de böylesine rahatlatıcı bir video oyununu oynamak, kabusa dönüşüyor.
Olumlu
Türkçe metin desteği sunulması.
Oksijen zincirleri ile zenginleşen keşif.
İnanılmaz başarılı görsel tasarım.
Olumsuz
Yetersiz arayüz tasarımı ve kontrol şeması.
Yeni gezegenlerle tüm emeğin anlamsız kalması.
Bir süre sonra kötüleşen performans.
5.6

Etiketler:

,

Yazar Hakkında

Kaan Gezer

Kurucu

Video oyunlarını ve müzik bestelemeyi seven bir kişi.

Tüm yazıları göster